Varlığını korumanın vazgeçilmezi: Öz savunma - 2

"Tarih tekerrür eder, doğrudur ama her dönemin özelliklerini de kendine ekleyerek eder"

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, tarih boyunca iki nehrin aktığını bunlardan birincisinin kapitalist uygarlık nehri, ikincisinin ise demokratik modernite nehri olduğu tespitini yapar.

Fransız Burjuva Devrimi’nin ardından; 18’inci yüzyıldan itibaren ulus-devlet merkezli milliyetçi hareketler gelişmeye başladı. Bu dönemde ortaya çıkan yeni öz savunma ve halk savaşları milliyetçilik ve ulus-devletçilikten etkilendi. Özünde yatan ise toplumların demokratik uygarlık nehrinde ortaya çıkan öz savunma deneyimleridir.

Avrupa’dan Amerika’ya ve Afrika’ya kadar sosyalist hareketlerin bağımsızlık savaşlarının ortaya çıkardığı öz savunma deneyimlerinden bazı örneklere göz atalım.

PARİS KOMÜNÜ

1871’de kurulan Paris Komünü’nün manifestosu halka şu çağrıyı yapıyordu: “Savaşmak ve kazanmak bizim görevimizdir.”

Emekçiler, sosyalist ve anarşist fikirler etrafında güçlü bir örgütlülüğe sahipti ve kendilerini savunacaklardı. Askerlerin çoğu da kenti savunan halka katıldı. Ayaklanma, artık engel tanımaz biçimde yayılıyordu. Sonunda bütün yöneticiler, Paris’ten kaçmak zorunda kaldı. Artık kentin tek hakimi vardı: Örgütlenmiş Halk.

Paris Komünü, yalnızca 60 gün ayakta kalabildi. Yeterli tahkimatı yapmayı başaramayan komünarlar, Versay Ordusu’nun bombardımanlı saldırısına uzun süre direnemedi. Ancak Paris Komünü, “ham çarık, kıl çorapla” dahi halkın zafer kazanabileceğinin yeni bir göstergesi oldu; zaferin inşayla tahkim edilmesi gereğine dair de bir deneyim oluşturdu. Sonrasındaki öz savunma ve bütün devrimler bu deneyimden çok şey öğrendi.

HAİTİ: KÖLELİĞE KARŞI ZAFER GETİRDİ

1789 yılında Haiti dünyanın şeker ihtiyacının yüzde 40’ını tek başına sağlıyordu ve Fransa’nın sömürgesiydi. Afrika’dan köle olarak getirilen 500 bin siyah, şeker tarlalarında çalıştırılıyordu. 200 yıl boyunca zaman zaman köleler isyan etmiş, ama sömürgecilikten kurtulamamışlardı. 1791’de Toussaint L'Ouverture öncülüğünde köleler yeniden ayaklandı. 

Haiti’nin en büyük özelliği kapitalist modernite çağında Afrika’da kaçırılıp Avrupalılara satılarak köleleştirilen, insan olarak dahi kabul edilmeyen, her türlü şiddete, sömürüye ve aşağılanmaya maruz kalan siyahların kendi kaderlerini kendi ellerine alıp köleliği sona erdirmesidir.

Özsavunma ile çalıştıkları şeker tarlalarını ve beyazların çiftliklerini yakan köleler,  sömürgecileri ülkeden kovdu. Haiti siyahlar tarafından yönetilen tarihteki ilk cumhuriyet oldu.

İSPANYA: İLHAM OLAN BİR ÖZSAVUNMA

“Özgür olmayan insan nedir?/ Söyle bana, Marina./ Söyle seni nasıl sevebilirim./ Özgür olamazsam?”  F.Garcia Lorca

İspanya’da seçimle iktidara gelen cumhuriyetçiler hanedanlığı kaldırdı. 1936’da sağcı faşist ordu mensuplarının darbeye girişmesi üzerine İspanyollar kent kent öz savunma savaşını örgütledi. Sosyalist, anarşist bütün kesimler ve dahası enternasyonal devrimciler bu öz savunma  savaşında yerini aldı. İlk defa kentlerde ‘Özgür Kadın Birlikleri’ kuruldu ve kadınlar da öz savunma savaşına katıldı.

Dönemin faşist rejimleri Mussolini İtalyası ile Hitler Almanyası faşist Franco’ya destek verdi. Franko öz savunma ve özyönetimi yıkmak için Kuzey Afrika’da paralı askerler getirerek, halka karşı kullandı.

İspanya’da devrimciler 1939’da kaybetti ancak tüm dünyada enternasyonal öz savunma ruhunun oluşmasına katkı sundu.

GANA

Afrika kıtası sömürgeciliğe karşı baştan başa bir direniş ve öz savunma deneyimidir. Kültürel değerlerini korumak için yürütülen öz savunma örneklerine İngilizlere karşı verilen bağımsızlık savaşı örnek verilebilir.

Altın madenleriyle bilinen Orta Afrika ülkesi Gana’da en büyük öz savunma direnişi 1900’lerin başında verildi. Direnişe öncülük eden isim ise Ejisu bölgesinin Kraliçesi Yaa Asantewaa oldu. Altın madenlerinde halkın zorla çalıştırılması ve ülkenin zenginliklerinin çalınmasına karşı büyük bir öz savunma ordusu kurdu.

Öz savunma savaşının hazırlıklarına zaman kazanmak için ‘Kraliçenin altın taburesi’ efsanesi yayılarak, İngilizlere sahte bir altından yapılmış tabure gönderdi.

Ardından başlayan direnişle, İngiliz ordusunu yendiler. İngilizler Afrika’nın diğer bölgelerinden getirdikleri paralı askerlerle direnişi bastırdı. Ancak Kraliçe Asantewaa’nın yaktığı isyan fitili ile ülke de öz savunma direnişleri dalga dalga başka biçimlerde yayıldı.

1945 yılından sonra ise grevler ve sokak eylemleri ile pasif öz savunma direnişleri devam etti. Halkın gösterilerine karşı silah kullanması için emir verilen İngiliz sömürgesine bağlı siyahi polisler silah kullanmayı reddetti.

İngilizler beyazlar eliyle gösterilere saldırdı ve çok sayıda insan katledildi. Bunun üzerine yeniden silahlı çatışmalar başladı. İsyanın öncülüğünü bu Che Guevera’nın arkadaşı sosyalist Kwame Nkrumah yaptı.  Gana yarım yüzyıl devam eden öz savunma direnişi ardından İngiliz sömürgecilerini topraklarından kovarak 1957’de bağımsızlığını ilan etti. Ganada Kraliçe Asantewaa hala bağımsızlık gününü sembolü olarak anılır.

KÜBA: ÖZ SAVUNMA DEVRİMİ GETİRDİ

İspanya’dan alınan ilhamla Küba’da gerçekleşen devrim 1953’te başladı. Aralarında devrimin liderlerinden Castro’nun da olduğu bir grup gerilla faşist Batista rejiminin en büyük kışlasına düzenlediği eylem sırasında tutuklandı.

Ama fitil bir kere ateşlenmişti. Halk eylemlerle devrimcilere destek verdi ve kırsal kesimlerde halk savaşı için hazırlık yaptı. Baskının artması üzerine faşist rejim, devrimcileri serbest bırakıp sürgün etti. Che Guevera ve Fidel Castro öncülüğünde örgütlenen halk 1959’da başkent Havana’ya girdi. Faşist Batista ülkeden kaçtı.

VİETNAM: HALK SAVAŞI

20’inci yüzyılın en önemli öz savunma savaşı Vietnam’da verildi. Vietnamlılar halk savaşını, ”Erkekler, kadınlar, yaşlılar, çocuklar… Halk savaşının gerçek sırrı herkesin savaşmasıydı… Ne şekilde savaşılabiliyorsa: silahla, politik eylemler ve gösterilerle, konuşarak, tartışarak… Gururlu, sofistike ve güçlü kalarak” diye tarif etmişti.

200 yıl sömürgeciliğe karşı öz savunma savaşını yürüten Vietnamlılar önce Fransız işgaline karşı kırsal kesimde direndi. Ardından ise Amerikan işgaline karşı şehir şehir öz savunmayı örgütlediler. Vietnam’da oluşturulan Öz Savunma Birlikleri ile normal zamanlarda toprağını ekip biçen insanlar bir saldırı olduğunda bulundukları alanı savundular. Bu yöntem bir yandan düşmanın gücünü bölüp, tüketirken diğer yandan halkın mücadele azmini diri tutar.

İşte bu bilinçle öz savunma savaşını yürüten Vietnam halkı, düşmanın teknik ve askeri üstünlüğüne karşı yürüttüğü direnişi kazandı. ABD 500 bin asker, 3 bin 300 uçak ve 5 bin helikopterle hüsrana uğradı ve 1968’de yenilgiyi kabul ederek geri çekilmeye başladı.

FİLİSTİN

Filistin’de 1948 yılında İsrail devletinin kurulmasının ardından Filistin halkının bağımsız bir devlete sahip olması için birçok hareket gelişti. Önceleri İsrail’e komşu Arap devletinin bizzat dahil olduğu çatışma 1960’ların ortalarında Filistin Kurtuluş Örgütünün kurulmasıyla öz savunma savaşına dönüştü.

Bu süreçte Filistin Kurtuluş Örgütü ve HAMAS İsrail devletine karşı silahlı mücadele yürüttü. Daha radikal olan bazı gruplar da bu süreçte İsrail’e karşı eylemler gerçekleştirdi. Bu örgütler arasında Filistin Halk Kurtuluş Örgütü, Filistin Kurtuluş Demokratik Cephesi ve İslami Cihad da yer alıyordu.

1970’lerde hedefli dar eylemleri benimseyen Filistinli örgütler uzun yıllar bir halk ayaklanmasının hazırlıklarını sürdürdü. Filistin’de topyekûn öz savunma niteliği taşıyan ilk intifada 1987-1993 seneleri arasında yaşandı.

Oslo görüşmeleri ve Camp David zirvesi ile sonuçlanan bu intifadayı daha sonra 2000-2005 yıllı arasındaki ikinci intifada süreci izledi.

Birinci İntifada sürecine El Fetih, Filistin Halk Kurtuluş Örgütü, Filistin Demokratik Kurtuluş Cephesi, Filistin Halk Partisi, Hamas ve İslami Cihad katıldı. Bu süreçteki halk direnişinde 2000’e yakın Filistinli hayatını kaybetti. Filistinlilerin çoğu gösteriler sırasında İsrail askerleri tarafından katledildi.

Bu süreçteki ayaklanma Filistin sorununu uluslararası gündeme taşıdı. Sonuçta Filistin devletinin tanınması için uluslararası görüşmeler yapıldı ve intifada süreci sonra erdi.

İkinci İntifada süreci ise, birincisi gibi bir ayaklanmadan ziyade İsrail’in başlattığı saldırılara karşı bir direniş süreci olarak gelişti. Bu süreçte İsrail Batı Şeria’daki işgalini yaygınlaştırırken Gazze’yi ise tam bir ablukaya aldı.

Filistin lideri Yaser Arafat 1988 yılında Filistin devletinin kuruluşunu ilan etti. Ancak bu devlet önce İsrail’in operasyonlarıyla Batı Şeria’da neredeyse tam işgal altına girdi. Filistin’de topyekûn halk savunma direnişi hala devam ediyor.

YARIN: Kara Panterler, Bask Ülkesi, İrlanda, Zapatista Hareketi, Brezilya: Topraksızlar Hareketi.

ANHA


Diğer Haberler