Varlığını korumanın vazgeçilmezi: Özsavunma-3

“Dünyayı yenecek gücümüz olsa da kimseye saldırmayacağız, dünya birleşip üzerimize gelse de meşru haklarımızdan asla taviz vermeyeceğiz”

Neoliberalizmin halkları esir aldığı ve tekleştirmeye çalıştığı 20’inci yüzyılın ortaları ve 21’inci yüzyılın başında, toplumlar kültürel değerlerini korumak için çeşitli biçimlerde öz savunmalarını geliştirdi/geliştiriyor. Günümüzde artık halkların tek bir öz savunma yöntemi yok. Bu yöntem çok çeşitlendi ve bazen pasif bazen aktif öz savunma temelli geliştiriliyor. Ama hepsinin temelinde sadece bir kesim değil bütün bir halkın katıldığı öz savunma ön plana çıkıyor.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, toplumların öz savunmasını şöyle tarif eder: “Kendini savunamayan toplum ahlaki ve politik vasfını kaybeder. Toplum ya sömürgeleşmiştir, eriyip çürümektedir; ya da direniştedir, ahlaki ve politik vasfını yeniden kazanmak ve işlerliğe kavuşturmak istemektedir. Öz savunma, bu sürecin adıdır.”

Siyahilerin hakları, topraksız yerlilerin hakları, etnik kimliğini kültürünü ve varlığını korumaya çalışan hakların öz savunma deneyimlerinden bazılarına göz atalım.

KARA PANTERLER

Kuzey Amerika’da 1966 yılında kurulan “Kara Panter Öz Savunma Partisi” şimdiye kadar var olan en büyük siyahi devrimci örgüttü.  Panterler Amerika’da siyahların sivil haklar hareketinin gelişiminin doğrudan bir sonucuydu.

Hareketin kaynağı büyük ölçüde Amerika’da otobüslerin, okulların, bekleme salonlarının ve yemek sıralarının ırklara göre ayrılmasına karşı talepler çevresinde oluşmuştu. Yüzbinlerce insan gösterilere, oturma eylemlerine ve özgürlük gezintilerine katıldı. Eylemciler, hem polis tarafından hem de yerel beyaz çeteler tarafından vahşi saldırılar, hatta ölüm tehditleri altındaydı.  Bu noktada eylemciler için iki yol vardı, ya pasif eylem ya öz savunma. Siyahi liderlerden Martin Luther King’in temel felsefesi sivil itaatsizlik ve pasif direniş üzerine kurulu kaldı.

Pasif direnişe karşı çıkan ve barışçıl yaklaşımın artık ömrünü tükettiğine inanan yeni kuşak Siyahiler Kara Panterler Öz savunma Partisini kurdu.

Silahın hem siyah toplumda hem de polis üzerinde psikolojik bir etkisi vardı. Polis için başkalarına karşı kullandıkları korkuyu kendilerine çevirmişti. Siyah toplum için ise hayal güçlerini ateşleyen bir etkisi olmuştu. Siyahlar kendi toplumlarının çıkarları için hareket eden kardeşlerini gördükçe daha güçlenmişlerdi.

Amerika’da siyahların eşitlik mücadelesinde önemli bir öz savunma deneyimi olan Kara Panterler, polis şiddetine karşı halkı korumayı amaç edindi. Ama bunun yanında öz savunmayı sadece silahla sınırlı tutmadı. Aç çocuklara yemek vermek, kıyafet dağıtımı, tıbbı destek vs. Panterlerin öz savunmanın aynı zamanda paylaşmak ve dayanışmak olduğunu felsefi olarak benimsedi.

BASK ÜLKESİ

Basklar, İspanya’nın kuzeyi ve Fransa’nın güney batısındaki özerk bölgede yaşayan, kökenleri 9. yüzyıla dayanan bir halktır. 1936’da başlayan İspanya iç savaşı ve sonrasında devam eden on yılları alan savaş sırasında Franco diktatörlüğünün yoğun baskısına maruz kalmış, kimlikleri inkar edilmiş ve dilleri yasaklanmıştı. Takvimler 1959’u gösterdiğinde Bask ülkesinde öz savunma temelli örgütlenme başladı. Devrimci sosyalizmi benimseyen ETA (Bask yurdu ve özgürlük) örgütü kuruldu. Ses getiren onlarca silahlı öz savunma eylemi yapan ETA, Bask ülkesinden geniş bir tabana yayıldı.

Silahlı öz savunma direnişinin halklaşmasıyla birlikte Bask ülkesi İspanya’da 1979’ta özerk bölge olarak tanındı. Üç ilden oluşan bir federasyon şeklinde kendini tanımladı. Özerkliğe rağmen, İspanya hükümetinin Basklıların kültür ve kimliğine saygı göstermemesi üzerine öz savunma eylemleri yeniden başladı.

Bask bağımsızlıkçı ETA örgütü ve 1978’de kurulan siyasi parti Batasuna, Bask bölgesinin bağımsızlığı talebiyle mücadelesine ara vermeden sürdürdü. 2003 yılında İspanya Yüksek Mahkemesi, hükümetin talebi doğrultusunda Batasuna’yı kapattı. 2011’e gelindiğinde ETA, 43 yıllık mücadele silahlı öz savunma direnişini bitirdiğini duyurdu.

Bask ülkesi özerkliği; kamuoyunda ‘müzakere olmadan yaşama geçirilmiş özerklik modeli’ nitelemesiyle bir ilk örnek olarak bilinir. Bask ülkesinde; halk direnişi ve silahlı öz savunma direnişi ile özerklik elde edilse de İspanya merkezi hükümetinin baskısı devam ediyor.

İRLANDA

Kültürel olarak kendi halinde bir ada ülkesi olan İrlanda 12’inci yüzyılda İngilizler tarafından işgal edildi. İrlandalılar 20’inci yüzyılın başına kadar işgale karşı çeşitli dönemler örgütlenerek öz savunma direnişleri sergiledi. Ada ülkesi olan İrlanda’da işgalcilere karşı öz savunmanın uzun bir tarihi vardı. Ama bunlar arasında en büyük etkiyi yaratan, bir öz savunma direnişi olarak tarihe geçen 1916 Paskalya Ayaklanması’ydı.

Dublin’den hendek ve barikatlar kuran halk İngiliz işgaline karşı bir haftalık muazzam bir öz savunma direnişi sergiledi. Öz savunmaya 1916 yılında Dublin’de kurulan IRA (İrlanda Cumhuriyet Ordusu) öncülük etmişti. Silahlı mücadelesi sonucu 1922’de adanın güneyinde bağımsız İrlanda Cumhuriyeti kuruldu.

 Kuzey İrlanda ise İngiliz yönetimine bağlı kaldı.

1960’lı yıllarda Kuzey’de yaşayan Katolik İrlandalılar İngiltere’den ayrılıp birleşik bir İrlanda devleti kurmak amacıyla IRA’yı yeniden kurdu. İRA geniş halk desteği ile legal kanadından Sinn Fein partisini kurdu ve İngiliz parlementosuna seçtiği temsilcileri gönderdi.

Sinn Fein temsilcilerinin hepsi, İrlanda halkının öz savunma komitelerinden geliyorlardı. Halk 1983’te temsilcilerini seçmek için sandığa giderken şu sloganı söylüyordu: “Bir elimizde seçmen kartı, diğerinde silah.”

Siyasal ve askeri alandaki öz savunma sonucu İngiltere ile 13 yıl süren barış görüşmeleri yapıldı. Görüşmeler sonunda 1998 Paskalya'sından iki gün önce Kuzey İrlanda Anlaşması imzalandı.

Buna göre 1972’de kapatılmış olan Kuzey İrlanda Parlamentosu da tekrar açıldı. Kuzey ve Güney İrlanda’nın birleşmesi için referandum yapılması kararı alındı.

ZAPATİSTA HAREKETİ

Kuzey Amerika ülkesi Meksika’da 1 Ocak 1994 tarihinde Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu (EZLN) silahlı isyan başlatarak San Cristobal de Las Casas eyaletine bağlı belediyeleri işgal edip özerklik ilan etti. İsmini 1910-1917 yılları arasında beyaz sömürgeciliğine karşı direnen Maya yerlilerinin öncüsü Emiliano Zapata’dan alıyor.

Bölgede yaşayan halk Zapatistalarla birlikte; Meksika ordusunun başlattığı saldırıları öz savunma ile püskürttü ve ardından kendi dünyalarını inşa etmeye başladılar. Bu inşa faaliyeti sırasında geliştirdikleri etik-politik felsefe tüm dünyada kültürel öz savunma olarak adlandırıldı.  İnşa ettikleri küresel, kadim ve çağdaş pek çok değerin, inanışın, kültürün ve deneyimin kendine has bir karışımıydı. Öz savunmayı felsefe ve sembolizmle birleştiren Zapatistalar,  isyanı başlattıkları bölgedeki Maya halkının yaşam pratiklerinden ve felsefesini esas alıyor. Devletsiz düzenli ordusuz, kadim insan öğretileri ile öz savunmayı esas alan hareket, Meksika’da özerklik sınırlarını genişletiyor ve dünyada örnek alınıyor.

BREZİLYA: TOPRAKSIZLAR HAREKETİ

Bir başka öz savunma biçimi olarak 1979’dan bugüne devam eden Brezilya Topraksızlar Hareketi. Brezilya’nın  23 eyaletinde 2 buçuk milyondan fazla kır yoksulu sömürü düzeninden kaçıyor ve boş araziler üzerinde büyük bedellerle kurdukları yerleşimler ve kamplarda kooperatifler aracılığıyla üretiyor ve tüketiyorlar.

"Doğanın toplumsallaştırılması" olarak adlandırdıkları bu süreçte, ekoloji talanına ve buna eşlik eden kültür yıkımına tepki olarak, öz savunma ile zenginlere ve devlete ait arazilere el koyuyorlar. Çoğunluğunu yerlilerin oluşturduğu hareket üyeleri, aynı zamanda; doğal varlıklardan kullanma payı almak amacıyla tarihsel haklarını talep ediyor.

Harekete katılmak için en az bir toprak işgaline katılmak gerekiyor ve bu toprakların öz savunma ile korunmasında görev almak gerekiyor.

Hareketin şu ana kadar işgal ederek komünal üretime geçtiği toprakların yüzölçümü yüz ölçümü Belçika’dan daha büyük.

ANHA


Diğer Haberler