Yılmayan bir gerçeklik olarak Kürt dili - 1

Tarih boyunca birçok aşamadan geçen Kürt dili ve edebiyatı, Latin alfabesiyle geç tanışmasına, ülkelerin asimilasyon politikalarına rağmen varlığını güçlü bir şekilde koruyarak dünyaya zengin bir kültür armağan etti.

Kürdistan Ulusal Kongresi’nin (KNK) 2006 yılındaki kararıyla, Şam’da 1932 yılında ilk Latin alfabesiyle basılan Kürtçe dergi ‘Hawar’ın yayın günü olan 15 Mayıs her yıl ‘Kürt Dili Günü’ olarak kutlanıyor.

Yazının icat edildiği yıllardan bugüne farklı farklı alfabeler dünya tarihinde yer aldı. Bazı alfabeler tüm diller tarafından kabul görürken bazıları da zamanla yerlerini diğerlerine bırakmak durumunda kaldı. Fakat gerçek şu ki alfabelerden önceki en önemli dil aygıtı konuşma oldu. Bir dili konuşan toplumların bireyleri alfabelerden önce de açık bir dille birbirleriyle konuşabiliyordu.

Tüm bunların yanında Kürt dilinin yüzyıllar süren asimilasyon ve ihmal politikalarına karşı direnişi, varlığını ortadan kaldırmak isteyen tüm girişimlere karşı tutunabilmesi, Kürt kültürünün zenginliğini ve orijinalliğini ortaya koyan en önemli kanıt oldu.

KÜRT DİLİNİN KADİM TARİHİ

Kürt dili çevresindeki halkların dilini etkilediği gibi kendi de bu dillerden etkilenmiş fakat bağımsızlığını, özgünlüğünü korumasını da başarmıştır.

Tarihçiler Kürt dilinin tarihini M.Ö. 5000 yılına dayandırır. Şerefxan Bitlisi’nin de işaret ettiği gibi, Hint-Avrupa dil ailesinde yer alan Kürtçenin birçok lehçesi bulunuyor. Kürtçenin toplumsal gelenek, coğrafi özellikler ve diğer etkenler sonucu oluşan Kurmancî, Soranî, Kirmanckî (Zazakî) ve Goranî (Hewramanî) olmak üzere 4 ana lehçesi bulunuyor.

Modern tarih boyunca Kürtler Arami, Latin ve Kiril alfabelerini kullanmıştır. Bu alfabelerin kullanımı da bölgesel faktörlere göre değişiklik göstermiştir. Buna göre Sovyetler Birliği sınırları içinde yaşayan Kürtler, Rusçada kullanılan Kiril alfabesini kullanmış ve birçok Kurdî eser bu alfabe ile yazılmıştır. Sovyetlerde yaşayan Kürtlerin ilerleyen dönemde başka bölgelere dağılmasıyla birlikte bu alfabenin yerine Latin harflerine geçilmiştir. Kürt dili Arami ve Latin harflerine entegre edilmesi sonrası günümüzde de bu alfabeler kullanılmaktadır.

Kürtçe üzerine araştırmalar yapan yazar Dîlawer Zengî, bir yazısında Kürtçede kullanılan alfabelere ilişkin şu ifadelere yer verir: “Kürtlerin kullandığı en eski alfabe, Arami alfabesidir. Hewraman’daki mağaralarda bulunan bulgu ve yazılı öğeler, en eski Kürtçe belgeler olarak kabul edilmektedir ve Arami harfleriyle yazılmıştır. Ticaretle ilgili olduğu anlaşılan bu belgeler ceylan derisi üzerine yazılmış olup M.Ö 87-88 yıllarına ait olmaktadır.”

Arap yazar İbnu Vahşiye ise bir yazısında Kürtlerin kullandıkları alfabelere ilişkin şunları söylemektedir: “Kürtlerin yazı dilinde çoğu zaman ‘Masi Sorati’ alfabesini kullanmıştır” demektedir. 37 harften oluşan bu alfabenin farkı ise Arapçada kullanılan alfabenin yerine “ç”, “p”, “g” ve “j” harflerini içermesidir. Yazar ayrıca Kürtçe kaynaklardan faydalandığını şu satırlarla belirtmiştir: “Değişik bir şekilde yazılmış yazılardı. Bağdat’ta taştan bir tabutun içinde bu yazılarla yazılmış 30 kitap buldum. Aralarında 2 tane de Şam yazısı vardı, ziraat ve su çıkarma üzerineydi. Her ikisini de Kürtçeden Arapçaya çevirdim ki herkes faydalanabilsin”

Şêx Mihemed Merdoxî Kurdistanî ise ‘Masi Sorati’ adlı kişinin M.S. 10’uncu yüzyılda yaşadığı ve kendi adını alan alfabe ile araştırma yazıları yazdığını söylemektedir. Söz konusu bu alfabenin harfleri, İslamiyet ortaya çıkana dek Kürtlerin Arami, Süryani ve Yunan alfabelerinin yanında kullandığı ‘Bestî Avesta’ alfabesine benzediğini belirtmiştir.

ÊZİDÎ KÜRTLERİN KULLANDIĞI ÖZEL ALFABE

Binlerce yıl öncesinde Êzidî Kürtler, yazı dilinde özel bir alfabe kullanıyordu. Kim tarafından ve ne zaman ortaya çıktığı bilinmezliğini koruyan bu alfabe 31 harften oluşuyor ve sağdan sola doğru yazılıyordu. Borekeyi Sefizade Seddik’ın tahmini bilgilerine göre bahsi geçen alfabeyi oluşturan kişi Pehlevi, Avestayi ve Arapların kullandığı alfabelerden yararlanarak, Êzidîlerin kutsal kitapları olan ‘Mushafa Reş’ ve ‘Cilwe’yi; dua ve zikir belgelerini yazmıştır. Öte yandan Êzidîler bu alfabeyi kullanmaya devam etmektedir.

KÜRTÇENİN GELİŞİM AŞAMALARI

Fırat Araştırma Merkezi’ne göre Kürt dilinin 3 gelişim dönemi bulunuyor. İlk dönem M.Ö. 331’den başlamakta İslamiyet’in Kürdistan’a ulaştığı M.S. 638 yılları arası olarak kabul ediliyor.

Kürt dilinin gelişimindeki ikinci dönem ise M.S. 638 ila 18. yüzyıl, üçüncü aşaması ise 18. yüzyıldan günümüze kadarki dönem olarak kabul ediliyor.

İngiliz yazar Edgar O'Ballance, 1961-1970 yıllarında kaleme aldığı ‘Kurdish Revolt’ adlı kitabında Kürtleri diğer Ortadoğu halklarından farklı kılan özelliklerin dil, kültür ve giyimleri olduğunu belirtiyor.

Öte yandan Kürt diline ait birçok eser toplumsal ve siyasi nedenlerle, Kürt olmayan aydınlar tarafından yazılmıştır. Öyle ki, ilk Kürtçe dil bilgisi kitabı, Hristiyan rahip Maurizio Garzoni (1734-1804) tarafından “Grammatica e Vocabolario della Lingua Kurda” adıyla Roma’da, İtalyanca dilinde yazılmış ve 1787’de yayınlanmıştır.

Ayrıca G.Gornley ve Khodskoye adlı yazarlar ile Osmanlı döneminde İzmir ve Erzurum’da Rusya’nın büyükelçiliğini yapmış olan Alexander Jaba da Kürtçe dil bilgisine ilişkin yazılar kaleme almıştır. Dönemin Kürt aydınlarından Kürtçe şiir için çağrı yapan Jaba’nın Kürtçe-Fransız sözlük, Rusça-Fransızca-Kürtçe büyük sözlüğü çalışmalarının yanı sıra İstanbul’da, İncil’in Kurmanci çevirisini yazmıştır.

Kürtçenin gelişiminde önemli rol oynayan aydınlardan biri de İngiliz Ely Banister Soane (1881-1923) olmuştur. Birinci Dünya Savaşı sonrası Süleymaniye’ye gelen ve Kürt dili üzerine araştırmalar yapan Soane, 1913’te Kürt dil bilgisine ilişkin İngilizce kitap çalışması yapmıştır. Adı geçen aydınların yanı sıra daha birçok kişi Kürt dil grameri ve edebiyatına ilişkin yazılar kaleme almıştır.

KÜRT DİLİNİN GELİŞİMİ VE YAZIM ŞEKİLLERİ

Avrupa, Rönesans’ın ardından sanayi devrimiyle birlikte geçtiğimiz yüzyılın başlarında bilim, sanayi ve teknoloji alanlarında büyük gelişmeler yaşarken sömürge ülkeler ve halkları tersi bir durumu yaşamak zorunda kalıyordu. Osmanlı elinden büyük acılar çekmiş, birçok aydını topraklarını terk etmek zorunda kalmış olan Kürt halkı da bu durumdan nasibini aldı. Kürt aydınları, batı halklarıyla kurdukları iletişimle Latin alfabesine ilgi duydu ve böylece Arami alfabesinin Kürtçe’nin ihtiyaçlarını karşılamadığı kanısına vardı.   

1913’te Dr. Abdullah Cevdet, ‘Rojî Kurd’ dergisinden Kürtlere, Arap harflerinin Kürtçe sesleri içinde barındırmadığını belirterek alfabelerini değiştirmeleri çağrısında bulunur. O dönem ‘Kürt Öğrenciler Umut Derneği’ konuya ilişkin yoğun araştırmalar ve tartışmalar yürütür.

‘Rojî Kurd’ dergisini çıkaran Kürt aydınlarının Latin harflerinden alfabe oluşturma çalışmaları da Birinci Dünya Savaşı nedeniyle tamamlanmaz.

Birinci Dünya Savaşı sonrası Ely Banister Soane Kürtçeye yakın bir alfabe hazırlar bunu İngilizce “Elementary Kurmanji Grammar” (Bağdat, 1919) ve Arapça “Kitabî Awwalaminî Qiraatî Kurdî” (1920) kitaplarında yayınlar.

LATİN HARFLERİNDEN İLK KÜRT ALFABESİ

Mir Celadet Ali Bedirxan (1893-1951), Hawar dergisinde Latin harfleriyle Kürtçe yazılar kaleme alır. 1920’de imzalanan Sevr anlaşmasına göre bir Kürt devletinin kurulması üzerinde uzlaşıya varılmıştı. Bu nedenle Ermenistan’daki Kürt öncüleri sınır tartışmalarını sonlandırmak için nüfus sayımı yürütecekleri bir komite oluşturur. Komitenin başındaki isim olan İngiliz Edward Noel, Kürtleri temsilen bulunan Celadet Bedirxan ve Kamûran Bedirxan kardeşler ile Halep’te bir araya gelir.

Celadet Bedirxan, o görüşmede Kürtçe bilen Noel’in Latin alfabelerinden metinler okuduğunu, kendisinin ise Arami alfabesini kullanmasından dolayı “û”, “o”, “î” ve “ê” harflerini güçlükle çıkarabildiğini söyler ve Latin harflerinden oluşan bir Kürtçe alfabesi oluşturma kararı alır.

1925-1930 yılları arasında Celadet Bedirxan, Güney Kürdistanlı dil bilimci Mustafa Wehbî ile bir araya gelerek Kurmancî ve Soranî alfabelerindeki eksiklikleri tartışarak her iki lehçe için ortak bir alfabe çıkarmayı planlar. Fakat Wehbî’nin ülkesine dönmesiyle çalışmaları sonuçsuz kalır. Bunun ardınadn Celadet Bedirxan, 1932 yılında Latin harflerinin kullanıldığı Hawar dergisini çıkarır ve dergide, Latin alfabesine göre dil kuralları ve öğrenme teknikleri üzerine yazılar yayınlar.

(cj)

ANHA


Diğer Haberler