​​​​​​​Yılmayan bir gerçeklik olarak Kürt dili – 3

Suriye-Rojava’da yaşayan Kürtler, Baas rejiminin yıllar süren asimilasyon politikalarına rağmen dillerini korumayı başarırken, Rojava devrimiyle birlikte kısa süre içerisinde Kürtçe’nin geliştirilmesinde de devrim niteliğinde adımlar atıldı.

 

Suriye’de Kürt dil devrimi 
Kürt aydınları, Suriye’de Baas rejimi tarafından sürdürülen sistematik siyaset ve baskılar altında büyük zorluklar yaşadı. Ancak Rojava devrimiyle birlikte artık her şey değişiyordu. Dosyamızın son bölümünde, Suriye’deki Kürt aydınlarının 2003 yıllarının başından Rojava devrimine kadar geçen sürede dil alanında yaptığı çalışmalar ve devrim niteliğindeki adımlarını ele alacağız.

KÜRT DİL KURUMU İÇİN İLK TOPLANTI

Cizre Bölgesi Eğitim ve Öğretim Komitesi eski Eş Başkanı Semîre Hac Elî, Baas rejiminin 1963 yılında devreye koyduğu “Arap Kemeri” politikasıyla Kürt nüfusu ve dilini Arap nüfusu içerisinde eritmeyi hedeflediğini hatırlatıyor. Bir grup Kürt aydını, Kürtçe eğitim için bir cephe açılması amacıyla 2003 yılında Reqa’da toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda yer alan Deham Ebdulfetah, Beşîr Mele Newaf, Dr. Memo ve Bedran Penaber gibi Kürt aydınları, o dönem Kürt Dil Kurumu’nun (Saziya Zimanê Kurdî-SZK) temellerini attı.

O dönem gerçekleştirilen toplantıda yaklaşık 35 Kürt aydınının yer aldığını belirten Semîre Hac Elî, toplantıda Kürtçe eğitimlerin başlatılması kararı alındığını söyledi. Semîre, o dönem toplantıda yer alan aydınların tamamının Baas rejiminin baskılarının hedefi haline geldiğini ve birçok aydının ülke dışına çıkmak zorunda kaldığını belirtti.

BASKILARA RAĞMEN ÇALIŞMALAR SÜRDÜ

Kobanê’de 2008 yılında ise daha geniş bir katılımla ikinci toplantı gerçekleştirildi. 2009 yılında da Halep’te üçüncü dil toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıların dördüncü ayağı ise Suriye’de 15 Mart 2011 tarihinde başlayan halk ayaklanmasının ardından 2012 yılında gerçekleştirildi. SZK’nin yanı sıra kimi siyasi parti çatısı altında da Kürt aydınları dil çalışması yapıyor ve evlerde eğitim veriyordu. SZK uzun yıllar gizli çalışma yürütmek zorunda kaldı ve bu çalışmalar yetersiz kalıyordu.

Kürt Dil Kurumu (SZK) Yöneticisi Gulê Hesen, 2003 yılında gerçekleştirilen ilk toplantı ve sonrasını şöyle anlatıyor: “Kürtçe’nin korunmasına büyük ihtiyaç duyulan bir süreçte bu toplantılar gerçekleştirilmeye başlandı ve çocuklara anadillerinde eğitim verilmesi kararı alındı. O dönemin baskılarına göre başarılı adımlar da atıldı. Bir grup Kürtçe öğretmeni, 2003-2009 yılları arasında toplumun belli bir kesimine Latin alfabesiyle Kürtçe okuma ve yazma öğretti. Bu durum, Suriye devrimiyle birlikte Kürtçe alanında belli bir araştırma yapan aydınlar öncülüğünde okullarda ana dilde eğitim verilmesinin de önünü açacaktı.”

ANADİLDE EĞİTİMİN İLK ADIMLARI

Kürt dili devriminin 19 Temmuz 2012 Rojava devrimiyle birlikte başladığını ifade eden Semîre Elî ise, “İlk etapta Kürtçe eğitim için küçük çaplı okullar açıldı. 11 Kasım 2012 tarihinde ise ilkokullarda anadilde eğitim verilmesi için resmi karar alındı. Uzman öğretmen kadrosu eksik olmasına rağmen haftada üç Kürtçe ders veriliyordu” dedi.

Aynı konuya ilişkin Gulê Hesen ise “Okullarda Kürtçe eğitim verilmesi aşamasına geçilmesi kolay değildi. Bu bizler için tarihi ve zahmetli bir adımdı. Aşamalı olarak devreye konuldu” diye konuştu.

Kürt Dil Kurumu, okullarda Kürtçe eğitimin yanı sıra Kürt eğitim materyalleri geliştiren bir uzman kadro da yetiştiriyordu. Dil Kurumu öncülüğünde sürdürülen çalışmalarla artık Rojava’daki tüm okullarda Kürtçe eğitime geçilecekti. Kürtçe eğitimin geliştirilmesi için artık birçok Kürt aydını Kürt Dil Kurumu’nun çalışmalarına dahil oldu. Gulê Hesen, ilk eğitimin basit materyaller üzerinden verildiğini ve sonra okullarda Maxmur Kampı’ndaki eğitim materyalleri baz alınarak eğitime geçildiğini belirtti.

KÜRTÇE EĞİTİM MATERYALLERİ KULLANILMAYA BAŞLANDI

Kürt Dil Kurumu, 2014 yılında Demokratik Özerk Yönetimlerin ilan edilmesiyle birlikte Demokratik Toplum Eğitim Komiteleri’nin inşasına başladı. Komite’nin ilk kongresi 2015 yılında gerçekleştirildi ve ilk ve ortaokullarda Kürtçe eğitim materyallerinin kullanılması kararı alındı.

Rojava’da Özerk Yönetim çatısı altında Eğitim ve Öğretim Komitesi’nin de kurulmasıyla eğitim çalışmaları hız kazandı ve daha örgütlü bir şekilde sürdürülmeye başlandı. Eğitim materyalleri ilk etapta 7 kişilik bir uzman komite tarafından hazırlanmaya başlandı. Ardından ise şu an Kuzey ve Doğu Suriye Eğitim ve Öğretim Komitesi’ne bağlı olarak faaliyet yürüten bir eğitim materyalleri kurumu oluşturuldu. Kurumda şu an bölgede resmi eğitim dili olan Kürtçe, Arapça ve Süryanice dillerinde uzman 100 eğitmen çalışma yürütüyor. Gulê Hesen, Rojava’da anadilde eğitimin materyallerin hazırlanmasına göre belli bir aşamayla gerçekleştirildiğini belirtti. 2015 yılında ilkokul 1,2 ve 3’üncü sınıf öğrencilerine anadilde eğitim verilirken, 2019 yılında ise artık ilk ve ortaokul ile lise sınıflarının tamamı anadilde eğitim görüyordu.

ÖĞRETMENLER İÇİN EĞİTİM AKADEMİLERİ KURULDU

Bölgede anadilde eğitim ile birlikte uzman öğretmen kadrolarının yetiştirilmesi amacıyla Özerk Yönetim çatısı altındaki tüm kentlerde eğitim akademileri de açılmaya başlandı. Bu konuya ilişkin ise Semîre Elî, “Eğitim materyallerinin hazırlanmasıyla birlikte öğretmenlerin de geliştirilmesine ihtiyaç duyulmaya başlandı. Öğretmenlerin tüm branşlarda Kürtçe eğitim verebilecek yeterli düzeye geleceği eğitim akademileri kuruldu. Bu eğitim akademileri şu anda da büyük bir özveriyle çalışmalarını sürdürüyor” diye konuştu.

Kuzey ve Doğu Suriye Eğitim ve Öğretim Komitesi’ne bağlı 2 bin 210 okul bulunurken, bu okullarda 18 bin öğretmen eğitim veriyor.

Kuzey ve Doğu Suriye’de Kürtçe’nin korunup geliştirilmesi amacıyla ciddi çalışmalar sürdürülürken, yıllarca maruz kalınan asimilasyon politikalarına karşı kalıcı bir eğitim sistemi hedefleniyor.

Önder Abdullah Öcalan “Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü” isimli savunmasında, konuya ilişkin şu ifadeleri kullanıyor: “Dilin kendisi bir toplumun kazandığı zihniyet, ahlâk ve estetik duygu ve düşüncenin toplumsal birikimidir; anlam ve duygunun bilince çıkmış, ifadeye kavuşmuş kimliksel ve ansal varoluşudur. Dile kavuşan toplum, yaşamın güçlü gerekçesine sahip olmuş demektir. Dilin gelişkinlik düzeyi yaşamın gelişkinlik düzeyidir. Bir toplum anadilini ne kadar geliştirmişse, yaşam düzeyini o kadar geliştiriyor demektir. Yine dilini ne denli yitirmiş ve başka dillerin hegemonyası altına girmeyle karşılaşmışsa o denli sömürgeleşmiş, asimilasyona ve soykırıma uğramış demektir. Bu gerçekliği yaşayan toplumların zihniyet, ahlâk ve estetikçe anlamlı bir yaşamlarının olamayacağı, hasta bir toplum olarak silininceye dek trajik bir yaşama mahkûm kalacakları açıktır.”

(eyl)

ANHA


Diğer Haberler