​​​​​​​Êzîdî kadınların faşizme karşı özgürlük direnişi

Binlerce Êzidî kadının DAİŞ tarafından köleleştirildiği Şengal katliamının üzerinden 6 yıl geçti. Geçen bu süre zarfında gösterilen direnişle birlikte Êzidî kadınlar, hem DAİŞ zulmünden kurtuldu hem de örgütlenerek her türlü saldırıya karşı kendini savunur duruma geldi.

3 Ağustos 2014 gecesi DAİŞ çeteleri vahşi bir şekilde Şengal’e kapsamlı saldırlar başlattı. Önüne gelen herkesi katleden çeteler, binlerce Êzidî kadını kaçırdı, katletti, köle olarak kullandı. Êzidîlerin 74’üncü ferman olarak adlandırdığı saldırıların üzerinden 6 yıl geçti. 21’inci yüzyılın en büyük katliamlarından biri olarak tarihe geçen 74’üncü fermanın ardından binlerce Êzidî, Başur Kürdistan ve Rojava’ya göç etmek zorunda kaldı.

Kaçırılan birçok kadın, kendilerine yönelik ahlaksız saldırılar nedeniyle intihar etti. Kaçırılan Êzidî çocukları da DAİŞ saflarına savaşçı olarak katılmaya zorlandı, intihar saldırılarında kullanıldı.

BİNLERCE KADIN VE ÇOCUK ÖZGÜRLEŞTİ

74’üncü fermana direnişle karşılık veren Êzidî kadınlar, 2015 yılında Şengal Kadın Birlikleri’ni (YJŞ) kurdu ve DAİŞ’e karşı başlatılan operasyonlarda en önde yer aldı. Yüzlerce Êzidî köyünün özgürleştirilmesinde öncülük eden kadınlar, kaçırılan binlerce kadının özgürleşmesini sağladı.

10 Ekim 2016’da YPJ ve YPJ-Şengal tarafından Reqa’da Fırat’ın Gazabı Hamlesi başlatıldı. Hamle kapsamında 3 bini kadın ve çocuk, 6 bin 417 kişi kurtarıldı. Kurtarılan kadın ve çocuklar ailelerine teslim edilmek üzere Êzidî evlerine gönderildi. DAİŞ’in kendine başkent ilan ettiği Reqa’nın özgürleştirilmesiyle DAİŞ sahada yok edilmiş oldu.

Êzidî Evi Üyesi Seydo İlyas, Hol Kampı yönetiminin de işbirliği sayesinde kampta, QSD’nin askeri hamleleri sonrası kampa yerleştirilen ve daha sonra DAİŞ’in kaçırdığı Êzidî Kürtler olduğu anlaşılan 144 kadın ve 233 çocuğun, Şengal’deki ailelerine kavuşturulduğunu söyledi.

Irak hükümeti Êzidîlere yapılan bu saldırılar karşısında ciddi bir tutum ortaya koyamadı. Halkın yanında yer almayan hükümet, kaybolan binlerce kişinin akıbetinin öğrenilmesi için de sorumluluğunu yerine getirmedi.

‘SADECE GERİLLA VE ROJAVA YÖNETİMİ YARDIM ETTİ’

Şengal katliamına tanıklık eden siyasi aktivist Neteweyî Xemgin, “Şengal’deki katliama bizzat tanıklık ettim. Katliamın gerçekleştiği sırada Kürdistan Kadın Örgütü çalışmalarında yer alıyordum. Kadınların karşı karşıya olduğu tehditlere karşı örgütlenme çalışması yürütüyorduk. Musul ve Telafer, DAİŞ’in merkezi haline gelmişti. Şengal ise Irak hükümeti ile KDP’nin kontrolündeydi” diyerek o dönemdeki siyasi süreci anlattı.

Şengal’in savunulması için peşmergelerin tek bir mermi sıkmadığını söyleyen Neteweyî, bölgenin bir günde DAİŞ’e teslim edildiğini belirtti. Şengal’e yapılan saldırıların ardından Kürt partilerine ve güçlerine çağrıda bulunduklarını kaydeden Neteweyî, Rojava yönetimi ve gerilla dışında hiç kimsenin Şengal halkına yardım eli uzatmadığını ifade etti.

Neteweyî sözlerini şöyle sürdürdü: “YPG-YPJ, halkın çağrısına anında cevap verdi. Bölge hükümetinden Şengal’e girmek için yol isteyen YPG-YPJ’ye, KDP izin vermedi. KDP, Şengal’i savunacağını iddia etti ancak bunu yapmadı. KDP, Şengal’i ve tarihini yok etmek istiyordu. Ellerinde hafif silahlar olmasına rağmen YPG-YPJ savaşçıları ve gerilla Şengal halkının yanında DAİŞ’e karşı savaştı, Şengal’in DAİŞ’in eline geçmesine izin vermedi.”

‘ŞENGAL HALKI KISA SÜREDE ÖRGÜTLENDİ’

Şengal’de güvenlik koridorunun açılmasının ardından tarihi bir direniş sergilendi. YPG-YPJ ve gerilla sivilleri bu koridor aracılığıyla güvenli alanlara çıkardıktan sonra DAİŞ’e karşı operasyonlar başlattı. Onlarca köy yeniden özgürleştirildi. Kurtuluşun ardından Şengal halkı kısa sürede örgütlenerek kendi öz güçlerini oluşturdu.

Şengal’in YPG ve HPG’nin kontrolüne geçmesinin ardından Şengal halkının kısa sürede örgütlenerek YBŞ’yi kurduğunu ifade eden Neteweyî, “Şengal’de kısa sürede örgütlenme ve eğitim kurumları oluşturuldu. Önder Abdullah Öcalan’ın ideolojisi temelinde halk meclisleri kuruldu. Halk, Demokratik Ulus felsefesi temelinde örgütlendi. Bu bilince ulaşan Şengal halkı katliamın bir daha tekrarlamaması için mücadeleyi yükseltmeye devam ediyor. DAİŞ’in elinden kaçan binlerce Êzidî kadın Şengal Dağı’nda kendini sakladı. Bu kadınlar daha sonra Şengal’e gelerek örgütlenme çalışmalarına katıldı” dedi.

Şengal halkına seslenen Neteweyî, halkların kardeşliği temeline dayanan Demokratik Ulus projesinin korunmasını istedi. Irak hükümetine, Şengal halkına ihanet edilmemesi için çağrıda bulunan Neteweyî, Şengal’in Irak coğrafyasında yer aldığını ve Şengal Özerk Yönetimi’nin tanınması gerektiğini vurguladı.

‘KAÇIRILAN 5 BİN KADINDAN IRAK HÜKÜMETİ SORUMLUDUR’

Irak hükümetinin Şengal’e yönelik saldırılar karşısında takındığı sessizliği eleştiren Neteweyi, “DAİŞ tarafından kaçırılan ve akıbeti bilinmeyen 5 bin kadının sorumluluğu Irak hükümetindedir. Birçok kadın DAİŞ çetelerinin korkusuyla erken doğum yaptı. Kimisi, çocukları DAİŞ’in eline geçmesin diye çocuğunu Şengal Dağı’nda sakladı. Bütün bunların sorumluluğu Irak hükümetindedir. İşlenen bu suçların hesabının DAİŞ’i destekleyen Türkiye’den de sorulması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Direniş ve mücadele yolunun takipçisi olduklarını vurgulayan Neteweyî, Şengal halkının topraklarına saldıranlardan hesap soracağının altını çizdi.

Şengal halkının Önder Abdullah Öcalan’ın düşünce ve felsefesini esas alarak mücadelesini sürdürdüğünü dile getiren Neteweyî, şehitlerin izinde güçlü bir irade ile mücadelenin yükseltildiğini ifade etti.

(rr/cj)

ANHA


Diğer Haberler