​​​​​​​Êzidîler: Kadim bir tarih ve bilinmeyenler - 1

Kürt halkı bölgenin en kadim ve binlerce yıllık tarihe sahip halkıdır. Tarihte ve demokratik uygarlıkta başlıca role sahip Kürtler, haklarında tarihsel araştırmalar yapılmaması nedeniyle şimdiye kadar yok sayıldı. Kürtlere dair yazılan birçok belgede de gerçekler çarpıtıldı. Bazen Farslara, bazen Araplara, bazen de Kafkasya halklarına kök olarak bağlandı. Haliyle Êzidî Kürtler de bu tarih araştırmalarında yanlış tanıtıldı.

Êzidî Kürtler, inançları nedeniyle tarih boyunca soykırım ve inkar saldırılarına maruz kaldı. Bu dosyamızda Êzidîlerin bulundukları ve yayıldıkları bölgeleri, inançları, kültürleri, maruz kaldıkları soykırım saldırıları, son olarak DAİŞ’in gerçekleştirdiği katliam, katliamın ardından siyaset ve savunma alanında örgütlenmelerine ışık tutacağız.

ÊZİDÎLERİN TARİHİ VE YAŞADIKLARI BÖLGELER

Tarihe damga vuran bir toplum olan Êzidîler, Altın Hilal olarak da adlandırılan Mezopotamya’nın en eski topluluklarındandır. Tarihleri binlerce yıl öncesine dayanan Êzidîlerin din insanlarına göre bu inancın tarihi 8 bin yıl öncesine kadar dayanıyor. Bölgede yürütülen çoğu tartışmada ise Êzidîlik tarihinin M.Ö. 3000’lere dayandığı belirtilmektedir.

Birçok araştırma, Êzidîlerin kullandığı dilin Kürtçenin temeli olduğu kanısını destekliyor. Dr. Sadîq Zada Borkî de konuya ilişkin, “Kürtler dil ve alfabe sahibi oldu. Sahip oldukları alfabe de Êzidî Kürt alfabesiydi” diyor.

Êzidî dilinde yazılmış birçok tarihi eser ve yazıt var. Êzidîlerin kutsal kitabı da bu dille yazılmıştır ve Avusturya’daki bir müzede sergilenmektedir.

Bu dile ait yazıtlar Laleş Tapınağı’nın duvarlarında da vardır. Agatha Christie, tapınağa yaptığı ziyarete ilişkin şu satırları kaleme alır: “Laleş’in girişinde taş bir heykel ve o heykelin sağ omuzunda da yılan heykeli vardır. Laleş’in girişindeki kapıda Êzidî dilinde yazılar vardır. Fakat doğa koşulları nedeniyle bu yazılar artık görünmeyecek hale gelmiştir.”

Tarih boyunca Êzidîler, Kürdistan’ın Türkiye, Suriye, Irak ve İran tarafından bölünmüş parçalarının yanı sıra Ermenistan ve Gürcistan’da da yaşamıştır. Şeref Xanê Şemsedînê Bidlîsî tarafından 1597-1599 tarihlerinde kaleme alınan Şerefname’de, Êzidîlerin Cizîra Botan, Musul, Duhok, Amed, Halep, Riha (Urfa) ve Rojhilatê Kürdistan’ın Xoy bölgesinde yaşadığı belirtilir.

Laleş Tapınağı’nın Başurê Kürdistan’da bulunması nedeniyle yoğun bir Êzidî nüfusu burada bulunmaktadır. Var olan verilere göre Başur’da 500 bin ila 700 bin Êzidî Kürt bulunmaktadır. Bu nüfusun, Ninova vilayetinin Şîxan, Başîqa, Behzanî, Şengal, Zimar ve Alqoş bölgeleri ile Duhok vilayetinin Şariya, Xank ve Dêrhebûnê bölgelerine yayıldığı belirtilmektedir.

Suriye’deki Êzidîler ise Cizre Bölgesi’nin Serêkaniyê, Tirbespiyê, Hesekê ve Amûde kentleri, Efrîn ve Halep’in çok sayıda mahallesinde yaşamaktadır. 1963’te nüfus sayımına göre Êzidîlerin Suriye’deki nüfusu 10 bine ulaşmıştır. Fakat Türk devletinin Efrîn ve Serêkaniyê işgallerinde Êzidîleri zorla göç ettirmesi, mülklerine ve kutsal mekanlarına yaptığı saldırılar sonrası bu veriler kesinliğini yitirmiştir.

Bakurê Kürdistan’da ise Êzidîlerin çoğunlukla Cizîra Botan’da yaşadığı fakat Türk devleti tarafından yoğun katliamlara maruz kaldığı belirtilmektedir. Ayrıca Siirt, Riha, Qers, Agirî ve Ardahan’da da Êzidîler yaşamaktadır.

Êzidîler, önce Osmanlı ardından da Türk devletinin katliamlarına maruz kalmış, haliyle nüfusları da azalmıştır. 1982’de sayıları 30 bin olan Êzidî nüfusu faşist devletin uyguladığı soykırımlar sonucunda bu sayı 2009’da 500’e kadar gerilemiştir.

Gürcistan’da da Êzidîler, 30 bine yakın bir nüfusa sahip olmuş ancak bu sayı 90’lı yıllarda 5 bine kadar düşmüştür.

Êzidî nüfusu, Gürcistan’dan yaşanan göç sonucu Ermenistan’da 40 bin, Rusya’da ise 31 bine kadar çıkmıştır.

Yaşadıkları zorunlu göçler nedeniyle çoğu Êzidî, Avrupa’ya yerleşmiştir. Avrupa’ya giden Êzidîlerin en yoğun bulunduğu ülke ise Almanya’dır. Avrupa’daki Êzidî nüfusunun 50 bin'in üzerinde olduğu tahmin ediliyor.

ÊZİDÎLİK İNANCI

Êzidîlik inancı Mezopotamya bölgesinin en eski inancıdır. Bazı tarihi belgelere göre Êzidîlik, milattan önce 3 bin yıllarına kadar dayanıyor. Tek tanrı inancına dayanıp, bazı özel inanışları vardır. Êzidîler, tanrının varlığına inandıkları gibi onun yaşayan her şeyin ruhunun bir parçası olduğuna da inanırlar. Güneş, ışık, ay gibi evrensel gerçeklikleri kutlama fikri de Tanrı’nın mucizevi gücüne olan inancından ileri gelmektedir.

Êzid kelimesi ‘Yezda (Kendinden var olan)’ kelime kökünden türemiştir. Êzidî kelimesi ‘Tanrı’ya ibadet etmek’ olarak tanımlanabilir. Êzidîlerin çeşitli kutsal kitapları bulunuyor. ‘Celwe’ ve ‘Musafa Reş’ (Kara Kitap) bu kutsal kitaplardandır. Êzidîler, Allah’ı ‘Azdayi’ olarak adlandırıyor. ‘Azdayi’ Kürtçede ‘Ben verdim’ anlamına geliyor.

Êzidîler, kötü ruhların varlığına inanmazlar. Onlara göre insan farklı güçlerin varlığıyla yaşamını sürdürür ve yolunu seçme şansına sahiptir. Bu nedenle Êzidîlik inancına göre insan, kendi yaptıklarından sorumludur. Êzidîlik inancına göre her insanda ruh ve akıl arasında çetin savaş yaşanır. Bu savaşta akıl galip gelirse kişi iyiyi bulur. Fakat eğer ruh başarılı gelirse kişi kötü birisi olur.

Êzidîliğin kutsal mekanı Başurê Kürdistan’daki Laleş’tir. Şêx Adî’nin türbesinin bulunduğu Laleş, dünyadaki tüm Êzidîlerin ruhani mekanıdır. Her yıl 6 Ekim’de Êzidîler, Laleş’e giderek 7 günlük hac ibadetlerini yerine getirir. Bu ibadet sırasında kurban kesilir ve Beyaz Pınar’ın suyuyla yıkanılır.

Dışarıdan birisi gelip ben Êzidî olacağım diyemez. Sadece anne veya babası Êzidî olan biri Êzidî olabilir. Êzidîlik inancından çıkan birisi de yeniden Êzidî olamaz. Êzidîlikte Müslümanlıktaki namaz gibi dua ve meleke tavusa ibadet vardır. Güneşin doğuşu ve batışı sırasında yönlerini güneşe çevirerek dua ederler. Geceleri de uyumadan önce ‘Din şehadeti’ duasını yaparlar.

Êzidîlik inancında, Allah’a küfretmek, yalancı şahitlik yapmak, murdar olmuş eti yemek, içki içmek, yalan söylemek, insanları dolandırmak, fitne çıkarmak, ölen kardeşin eşiyle evlenmek yasaktır.

Êzidîlikte bazı özel ayinler vardır. Bunlardan bazıları yeni doğan çocukların Beyaz Pınar suyuyla yıkanması, ‘Prat’ (Laleş toprağı ve sütten yapılan özel bir top) kaldırılması, çocukların ‘Toqa Êzi’ adındaki özel tokayı takması… vs.

Düğün merasiminde gelin ve damat arasında bir ekmek eşit bir şekilde bölüşülür. Êzidîlik inancına göre evren Çarşamba günü kurulmuştur. Bu nedenle tüm Êzidîler, Çarşamba günü her türlü işini bırakarak ibadete yönelir. Ölülerini de yönlerini güneşe vererek gömerler. Mezarları uzaktan bakılınca fark edilmezler. Cenaze merasiminde dini ayin yapılır. Êzidilik inancında üç mertebe vardır. Bunlar; Şêx, Pîr ve Merîd’dir. Bu üç mertebe arasında evlilik yasaktır. Êzidîlerin sadece bir Êzidî ile evlenmesine müsaade edilir. Êzidî ayinlerinde okunan dualar yazıya dökülmezler ve sadece sözlü olarak söylenir. Din alimlerinin ölmesiyle çoğu ayin duası da kaybolmuştur.

LALEŞ

Laleş, başta Êzidîler olmak üzere bütün Kürtler için önemli kutsal mekanlardan biridir. Başûrê Kürdistan’ın Şîxan bölgesinde bulunan Laleş’in üç tarafı dağlarla çevrilidir. Güneyde Meşti Dağı, kuzeyde Arvat Dağı ve batısında Hezrtî Dağı bulunur. Kimse Laleş’in tam tarihini bilmiyor fakat Êzidîlere göre Laleş’in 8 bin yıllık tarihi bulunuyor.

Laleş ismi üzerine birçok görüş paylaşılmıştır ancak hiçbirinin bilimsel bir dayanağı yoktur. Bu mekanda araştırma ve inceleme yapılmadığı için tarihine de ışık tutacak net bilgiler bilinmiyor.

Çoğunluk görüşüne göre Laleş ismi ‘Lakeş a Guti’ den türedi. Bu da ‘Aydınlık, yaşam’ anlamlarına geliyor. Lakaş kenti ise Sümerlerin en eski yerleşim yerlerinden biri olarak biliniyor.

BAYRAMLAR

Êzidîlerin çok sayıda bayramı bulunuyor. Bu da onların zengin tarihsel mirasına işarettir. Êzidîlerin önemli bayramlarından bazıları şunlardır:

Cima Bayramı: 6 Ekim’de başlar 12 Ekim’e kadar sürer.

Êzid Bayramı ya da Oruç Bayramı: Ocak ayının ikinci haftasında kutlanan bu bayramdan üç gün önce Êzidîler oruç tutar.

Bêxwîn (İlyas Xidir) Bayramı: Şubat’ın ikinci Cuma günü kutlanır.

Çarşema Sor: Êzidîlerin yıl başı olarak bilinen bayram, Nisan ayının ilk Çarşamba günü kutlanır.

Patzîmî ya da Patîzma Pîr Alî: Çarşema Sor’dan sonraki ilk Pazar günü başlar ve bir hafta sürer. Haftanın her günü farklı bir ayin yapılır.

DİNİ SEMBOLLER

Emir: Êzidî toplumunu yönetir ve uluslararası alanda temsil eder ve Mira adlı aileden gelir.

Şêx: Êzidîlikte en kutsal mertebedir. Babadan oğula geçer.

Pîr: Şêx Adi’nin dostu olan Pir Ali’nin soyundan gelenlerdir.

Mirid: Êzidîlerin büyük çoğunluğu bu mertebede bulunur. Pir ve Şêx olmayan herkes Mirid’dir.  

Din alimleri ise şöyle tanımlanır;

Feqir: Êzidîler tarafından büyük değer verilen yüksek dereceli din alimleridir. Küçüklüğünden itibaren sakal ve bıyığını tıraş etmemelidir. Sadece ‘Parspan’ adlı bir kutsal bir kıyafet giyerler.

Qewal: Dini ayinlerde dua okurlar. Kendinden önceki Êzidîlerden öğrendikleri duaların sonraki nesle aktarılmasını sağlar.

Xulmetkar: Laleş’te çalışanlara verilen addır. Êzidîlere göre bu kişiler ruhanidirler.

YANLIŞ BİLİNENLER

Êzidî inancı yazılı olmadığı ve sadece sözle aktarıldığı için, bu inanç hakkında çok fazla yanlış bilgiler ortaya atılmıştır. Êzidîler dışında hiç kimse tam olarak Êzidîliğin ne olduğunu bilmiyor.

Bu yanlış bilgilerin başında Êzidîlerin şeytana taptığı propagandası bulunuyor. Radikal Müslümanlar Êzidî kelimesinin Yezid Bin Muaviye’den türediğini öne sürüyor. Bazıları ise Êzidî ismini Fars kenti olan Yezd’e bağlıyor. Bütün bunlar yanlış bilinen ve yayılan bilgilerdir. Bu yanlışların propagandasının yapılması nedeniyle Êzidî toplumu tarihte 74 defa fermana uğradı.

(rr/cj)

ANHA