​​​​​​​ABD’li aktivist: Türk devleti ile DAİŞ’in kadına bakış açısı aynı

Interview with HABER MERKEZİ – SÎDAR REMO

ABD’li aktivist Megan Bodet, ABD yönetiminin Efrîn’de, Türk devleti tarafından sivillere ve kadınlara karşı işlenen suçları bildiği halde herhangi bir yaptırım uygulamadığını söyledi. Megan, Türk devleti ile DAİŞ’in kadın konusunda aynı bakış açısına sahip olduğunu da belirtti. Türk devleti ve çetelerinin Efrîn’de kadınlara karşı işlediği suçlara ilişkin araştırmalar yapan ABD’li aktivist Megan Bodet, Türk devletinin özgürlük mücadelesi veren kadınları hedef aldığını, Hevrîn Xelef’in katledilmesinin bu amacı açıkça gösterdiğini belirtti.

Efrîn’de işgal öncesi kadınların büyük kazanımlar elde ettiğini fakat işgal sonrası bu kazanımların hedef haline geldiğini hatırlatan ABD’li aktivist “DAİŞ ile Türk devletinin kadına bakışı aynı” dedi.

Efrîn’de kaçırılan kadınları konu alan bir dosya hazırlayan ABD’li aktivist Megan Bodet, çalışması hakkında kendisine yönelttiğimiz soruları yanıtladı.

Efrîn’de, Türk devleti ve çetelerinin kadınları kaçırma suçuna ilişkin bir dosya hazırladınız. Dosyanızın detayları ve içeriği hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

Bölgesel basın kuruluşlarının haberleri ve insan hakları örgütlerinin raporlarını derleyerek Efrîn’de kadınların kaçırılmasına ilişkin hazırladığım dosyada 200 kaçırılma vakası yer alıyor.

Çok sayıda kadın, birden fazla kez kaçırılıp serbest bırakıldı. Verilere göre kaçırılan kadınların yüzde 40’ı, aileleri tarafından verilen fidye ile serbest kaldı. Kaçırılan kadınların yüzde 60’ının ise akıbeti halen bilinmiyor.

Türkiye’ye bağlı gruplar tarafından kaçırılan, işkence gören ve cinsel saldırıya maruz kalan Efrîn’deki kadınlar, çok zorlu bir durumun içinde. Bölgede insan hakları ihlal ediliyor.

Dosyanızda, sizi bu konuyu ele almaya iten etken neydi?

Böyle bir girişimde bulunmamın sebebi, Efrîn’deki korkun şartlara ve insan hakları ihlaline dikkat çekmekti. Türk ordusunun işlediği suçlara ilişkin raporlar her gün gün yüzüne çıkmasına rağmen uluslararası toplum, bu konuya aldırış etmedi.

Efrîn işgal edilmeden önce kadınların özgürlük ve eşitlik için büyük kazanımlar edinmiş olması, Efrîn’e odaklanmamdaki en önemli etkendi. Ben de bu kapsamda Türk devleti ve ona bağlı silahlı grupların kadın mücadelesindeki ilerlemeyi yok etmeye çalışmaları ve kadına karşı nasıl şiddet uyguladıklarına ışık tutmaya çalıştım.

Çalışmanızda hangi kaynaklardan yaralandınız?

Yerel haber siteleri ve insan hakları örgütlerinin raporlarından yararlandım. Bununla birlikte konuyla ilgilenen kişilerden de bilgiler aldım. Buradan da belirtmek istiyorum; konuyla ilgili bilgiye sahip olanlar bana bilgilerini sunarak destek olabilir.

İşgalden önce veya sonra Efrîn’i ziyaret etmiş miydiniz? Böyle bir planınız var mı?

Henüz Kuzey ve Doğu Suriye’nin herhangi bir bölgesine ziyarette bulunmadım. En kısa zamanda oraya gitmeyi, Türk devletinin saldırılarına rağmen kadın haklarını, demokrasiyi ve çoğulculuğu savunmaya devam eden bölge halklarıyla dayanışma göstermeyi umuyorum.

Dosyanızı Birleşmiş Milletler gibi insan hakları ve kadın haklarıyla ilgili bir kuruma ilettiniz mi? Herhangi birinden destek aldınız mı?

Dosyamda yer alan bilgileri uluslararası kuruluşlar ve ABD’deki çeşitli ilgili kesimlerle de paylaştım. Birçok kişi bu bilgileri görmeden önce sorunun büyüklüğünün farkında değildi.

Bu konudaki uluslararası prosedürler şu ana kadar maalesef az. Birleşmiş Milletler Suriye Soruşturma Komisyonu tarafından yayınlanan son rapor, bu konu hakkında en güçlü rapordu fakat daha da kapsamlı olabilirdi. Bununla birlikte ABD Savunma Bakanlığı’nın raporları doğrultusunda ABD yönetiminin Efrîn’deki kaçırılma olayları hakkında bilgisi var. Ancak buna rağmen ne Türkiye’ye ne de bağlı gruplarına herhangi bir yaptırım uygulanmadı.

Türk devleti ve çetelerinin kadına bakışı hakkında ne düşünüyorsunuz? DAİŞ ile benzerlikler var mı?

Evet. Onlar DAİŞ gibiler. Türkiye ve ona bağlı gruplar, kadınları, erkeklere tabi olması gereken varlıklar olarak görüyor. Kuzey ve Doğu Suriyeli kadınlar, başarılı kadın kurumları oluşturmuş ve hak mücadelesinde örgütlü kadınlardır. Bu özellikleri nedeniyle Türkiye’nin hedefindedirler ve bunun en bariz örneğini Hevrîn Xelef’in katledilmesinde gördük. Öyle ki bölgede özgürlük ve hak mücadelesi veren tüm kadınları saldırılarının hedefi haline getirmek istiyorlar.

Türk devletinin işgal ettiği Serêkaniyê ve Girê Spî’deki katliamlara ve suçlara ilişkin bir çalışmanız olacak mı?

Tüm bölgeleri ve olayları içine alacak şekilde çalışmalarımın kapsamını daha da genişletmek istiyorum. Bu nedenle konuyla ilgili kişilerle de iletişime geçmeyi amaçlıyorum.

Size göre hazırladığınız bu dosya, kaçırılan kadınların ailelerine ulaşması için uluslararası alanda hareketlilik yaratır mı?

Bu araştırmanın gösterdiği en önemli nokta, Türkiye'nin, Suriye'ye müdahalesinde kadın haklarının ivedi ve sistematik bir şekilde yok edilmesine yol açtığıdır. Bu önce Efrîn’de sonrasında ise Serêkaniyê ve Girê Spî’de oldu. Türkiye’nin daha fazla bölgeyi işgal etmesine izin verilmemeli. Tüm hükümetler, uluslararası kuruluşlar, cinsiyet eşitliği ve kadın hakları ile ilgilenen sivil toplum kuruluşları, Türkiye'nin daha fazla ilerlemesine engellemek ve işgal ettiği topraklardan çekilmesi için çalışmalıdır.

ABD ve Birleşmiş Milletler, Efrîn’de kaçırılan kadınların kurtarılması ve ailelerine ulaştırılması için harekete geçmelidir.

(cj)

ANHA