​​​​​​​Burhan Rauf: Irak halkının Türkiye’ye tepkisi dinmiyor

Interview with ​​​​​​​Burhan Rauf

Türk devletinin, Irak’a yönelik saldırılarını değerlendiren siyasetçi Burhan Rauf, halkın Irak hükümetini, Türkiye’nin saldırılarına tepki göstermeye çağırdığını söyledi.

Irak'ta son 10 yıldır siyasi kriz var. Parlamento seçimleri yapılmasına rağmen, çatışan güçler hala bir hükümet kuramadı ve yeni bir cumhurbaşkanı atayamadı. Irak'taki çatışmayı derinleştiren en önemli nokta meclisteki en büyük blok olan Sadr Hareketi'nin meclisten çekilmesi oldu.

Siyasetçi Burhan Rauf, Irak'taki siyasi süreçte ilginç ve şaşırtıcı olanın, mecliste en fazla sandalye kazanan, Sadr Hareketi'nin tüm üyelerinin meclisten istifa etmesi olduğunu söyledi.

Burhan Rauf, ANHA'ya verdiği röportajda, Irak'taki mevcut siyasi durumun, başta Türk devleti olmak üzere dış müdahalelere kapı açtığını belirterek, "Irak halkı, Türk zulmünü kabul etmiyor ve hükümeti Güvenlik Konseyi'ne şikayette bulunmaya zorluyor” dedi.

Burhan Rauf ile yapılan röportaj şu şekilde:

*10 yılı aşkın süredir Irak'ta yaşanan siyasi kriz, Sadr Hareketi'nin meclisten çekilmesinin ardından derinleşti. Sizce tüm bunların sebebi nedir?

Aslında bu sorunların, siyasi çalkantıların ve açmazların temel nedeni, Irak halkı arasında ve aynı yapı içerisinde yaşanan derin siyasi çatışmalardır. Önceleri gruplar arasında çatışmalar vardı ama şimdi çatışmalar genişledi. Şii grubunun mevcut durumu, Koordinasyon Çerçevesi ve Sadr Hareketi arasındaki çatışma, Kürt cephesinde cumhurbaşkanlığı ile ilgili devam eden çatışmalar bunların başında geliyor.

Bu çatışmaların derinleşmesi, hükümetin kurulmasının ertelenmesine ve anayasal süresinin dolmasına neden oldu. Irak'ta anayasal ve yasal bir boşluk var ve Irak toprakları iç ve dış müdahaleler için açık bir bölge haline geldi.

*Bu çatışmanın Irak halkının çoğunluğunun şiddetli acı ve ıstırabını gidermeye yönelik milliyetçi arayışla bir ilgisi var mı, yoksa nüfuzun, gücün ve paylaşımlar nedeniyle mi Irak halkı bu kadar acı çekiyor?

Hükümetin sorumluluk ve görevleri, idarenin ve partilerin dağılımı konusundaki anlaşmazlıklar ve diğer bazı güçlerin görüşlerine yaklaşmaya yönelik çabalar, seçimlerin üzerinden 10 ay geçmesine rağmen, dar parti çıkarlarının yanı sıra hükümetin kurulamamasına neden oldu.

Aynı zamanda bu partilerin ve siyasi güçlerin müzakerelerinde Iraklıların yüksek çıkarları dikkate alınmamakta ve Irak'ın ulusal çıkarları gözetilmemektedir. Siyasi ısrar, ülkede siyasi çıkmaza neden oldu ve bu çetrefilli siyasi çıkmazı kırmak için ne bir ufuk ne de bir umut var.

*Sadr Hareketi'nin Meclis'ten çekilmesinin ardından Meclis'teki en büyük blok olarak kalan Koordinasyon Çerçevesi, geçtiğimiz günlerde Muhammed Şiya El-Sudani'yi Başbakan adayı olarak seçti. El Sudani neden seçildi?

Sadr Hareketi'nin siyasi süreçten çekilmesi ve üyelerinin meclisten topluca istifa etmesi ülkedeki çatışmayı ve siyasi çalkantıları derinleştirdi. Ulusal çoğunluk hükümetinin kurulması çağrısı, etnisite ve milliyetin aşılması gerektiği anlamına geliyor. Ancak cumhurbaşkanının seçilmesi için parlamentonun üçte birinin sayısı tamamlanmadı. Ayrıca Sadr Hareketi Koordinasyon Çerçevesi ile ittifakı kabul etmeyerek meclisten çekildi.

Sadr Hareketi, parlamentodan çekilmesinin siyasi süreçten çekileceği anlamına gelmediğini ve halk muhalefetinin bir parçası olacağını açıkladı. Bu demokratik sistemdeki siyasi geleneklere göre bir hamle değildi. Hükümeti kuramazsa meclis içindeki muhalefetin bir parçası olacaklardı. Bu Irak için yeni bir gelişme olacaktı.

Irak'ın siyasi sürecinde tuhaf olan şeylerden biri de Irak parlamentosunda en çok oy alan Sadr Hareketi'nin istifa etmesi ve ardından onu takip edenlerin istifa etmesi, son olarak ise Koordinasyon Çerçevesi'nin anayasa yemini etmesiydi.

Muhammed Şiya El-Sudani'nin Koordinasyon Çerçevesi içerisinde seçilmesi, çerçevenin tüm bileşenlerinin bu kişi üzerinde mutabakatının sonucudur, çünkü o mütevazı bir insandır ve Koordinasyon Çerçevesinin tüm bileşenlerine yakındır.

*El-Sudani'nin seçilmesinin ardından Irak'ta protesto gösterileri düzenlendi. Sadr Hareketi yanlılarından göstericiler, Bağdat'taki Yeşil bölgeyi işgal etti. Sizce bunun nedeni nedir?

Sadr Hareketi'nin son günlerde Irak'ta düzenlediği gösteriler ve protestocuların meclise girmesi, Koordinasyon Çerçevesi'ne ve diğer siyasi güçlere, istifa eden Sadr Hareketi'nin hala kendi görüşüne bağlı kaldığına dair güçlü bir mesajdır. Kendisinin onayını almayan bir başbakan adayını kabul etmeyeceğini göstermiştir.

Irak'taki durum daha fazla itidal ve diyalog gerektiriyor. Iraklılar bir çözüme ulaşamaz ve protestolarına devam ederlerse erken seçime ihtiyaç duyulacaktır.

Irak'ta Sadr Hareketi olmadan yeni bir hükümet kurmanın zor olduğunu güçler ve siyasi partiler iyi bilmelidir, çünkü Sadr Hareketi, üzerinde anlaşmaya varılamayacak bir hükümetin kurulmasının önünde birçok engel oluşturacaktır.

*Türk devleti ve KDP’nin Irak için büyük bir planı var. Türk devleti, KDP aracılığıyla Başûrê Kürdistan'daki işgal alanını genişletmeye ve Irak'taki çatışmadan yararlanmaya çalışıyor. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?

Türk devleti her gün Irak topraklarının altını oyuyor. Bağımsız bir devlet ve Birleşmiş Milletler üyesi olarak, Irak devletinin egemenliğini baltalıyor. 20 Temmuz'da Türk hükümeti, Duhok kentinde bir plajda Iraklı sivillere yönelik bir katliam gerçekleştirdi. Irak'ın konumu, özellikle Bağdat ve Basra halkı, Irak hükümetini önlem almaya ve Türk büyükelçisini çağırmaya zorladı.

Tepki, büyük kınama ve Birleşmiş Milletler’e şikayetlerin sunulması iyi işaretlerdir. Federal hükümet ile Kürdistan Bölgesi hükümeti arasında daha fazla koordinasyona ihtiyaç var. Irak'ın egemenliğinin korunması, federal hükümetin görevi olmasına rağmen, son dönemde Türkiye'nin Irak'ın egemenliğine ve Kürdistan Bölgesi'ne yönelik ihlal ve saldırılarına olanak sağlandı. Bu, Türk devletini Irak yurttaşlarını öldürmeye ve Irak halkına karşı katliamlar düzenlemeye devam etmeye teşvik etti.

Son gelişmelerden anlaşılacağı üzere, istendiği takdirde Türkiye'nin ihlallerine karşı siyasi, diplomatik, uluslararası ve askeri alanlarda güçlü bir yanıt verileceği görülüyor.

*20 Temmuz'da Türk hükümeti, Zaxo'nun Derkar ilçesine bağlı Perex köyünü bombaladı. Bölge sakinlerine yönelik bir katliam gerçekleştirdi. Sonuç olarak, 9 kişi öldü, 23 kişi yaralandı. Bunun üzerine Irak, Güvenlik Konseyi'ni işgalci Türk güçlerini Irak topraklarından çıkarmaya çağırdı. Ancak şu ana kadar BM Güvenlik Konseyi harekete geçmedi. Sizce sebep nedir?

Zaxo'daki Derkar köyünün bombalanmasıyla ilgili olarak, Güvenlik Konseyi bir toplantı yaptı. Bu toplantı, Irak hükümeti ve Irak Dışişleri Bakanlığı'nın şikayeti üzerine yapıldı. Toplantıda Türkiye'nin bombardımanı, katliamları ve Irak yönetimine ve sivillerine karşı işlediği suçlar kınandı.

Daha önce hiç kimse Türk hükümeti hakkında Güvenlik Konseyi'ne şikayette bulunmamıştı. Zaxo'daki vahşi katliamın ardından yapılan halk protestoları, Irak halkının Türk devletinin uyguladığı zulmü ve aşağılamayı kabul etmediğinin kanıtıdır. Halk, hükümeti Güvenlik Konseyi'ne şikayette bulunmaya zorladı.

*Irak güçleri arasındaki çatışmalar devam ederse, Irak'taki durum nereye gidecek?

Iraklıların Araplar, Kürtler ve tüm seçmenleriyle birlikte sorumluluk alabilen ve Irak'ı koruyan, Irak halkının en yüksek çıkarlarını gözeten ve dar parti çıkarlarından kaçınan dürüst, ulusal ve koordineli bir hükümet kurmalarını umuyorum.

Bu yapılmazsa, Irak bu oluşumlar arasında  çatışmaya doğru gidecek ve siyasi kriz derinleşecektir. Çünkü anlaşmazlığın ve hükümet kurmanın alternatifi şiddet ve iç savaştır.

(rr)

ANHA