Cemal Şêx Baqî: Kürtlere karşı komplo var, KDP komplocuların yanında

Interview with HABER MERKEZİ – EKREM BERAKAT

Kürt halkının kazanımlarına yönelik büyük kirli planların devrede olduğunu belirten Suriye Kürtleri Demokrat Partisi Genel Sekreteri Cemal Şêx Baqî, KDP’nin komplocularla beraber hareket ettiğini belirtti. PDK-S Genel Sekreteri Cemal Şêx Baqî, Türk devletinin Serêkaniyê ve Girê Spî işgali sonrası bölgedeki sürdürdüğü politikalara değindi.

Rojava’ya dönük büyük bir TC ve Rusya olduğunun altını çizen Baqî, “Plan kapsamında Özerk Yönetim’e baskı yapıp bölgeleri Şam hükümetine teslim ettirme girişimleri var. İran da ABD karşıtı politikaları nedeniyle bu planlara destek oluyor” dedi.

KDP’nin de Türk devletinin planlarını gerçekleştiren araca dönüştüğünü söyleyen Baqî, Başur ve Rojava’daki gelişmelere ilişkin sorularımızı yanıtladı.

KDP’nin bir yanda Rojava-Başur sınırına sevkiyatları diğer yanda da Medya Savunma Alanlarına sevkiyatları var. Bununla birlikte KDP güçlerinin HPG Gerillalarına yönelik saldırıları da oldu. Daha öncesinde de Şengal üzerine Irak hükümeti ile yapılmış bir anlaşma var. Tüm bu olayları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gelişmeleri takip edenler yeni bir süreçten geçtiğimizi anlayacaktır. Rojava Devrimi’nin başladığı 19 Temmuz’dan bu yana düşmanın bölgeye dönük planlarını en yoğun şekilde devreye koyduğu bir dönemdeyiz. Bu planlarla halkların özgürlüğü ve bütün Suriye’nin demokratikleşmesi için yapılan çalışmalar çökertilmek isteniyor.

Saldırılar daha önce hiç bu kadar yoğunlaşmamıştı. Düşman bölge halklarının iradesini darbelemek için doğrudan ya da dolaylı saldırılarda bulunuyor, bununla birlikte özel savaş argümanlarını devreye koyuyor. Çeteler üzerinden gerçekleştirilen vekalet savaşı, halkların zaferiyle sonuçlanmıştı.

Halk, bölgelerinde terörü ortadan kaldırınca komplocular, demokrasi projelerini ortadan kaldırmak için bu kez doğrudan saldırılara başladı. İlk olarak Türk devleti Cerablus ve Bab’ı işgal etti. Ardından Efrîn’e yönelik işgal saldırıları başladı ki buradaki bölgesel ve küresel komployla Rojava bölgelerinin birbirinden koparılması amaçlandı. Efrîn işgali Türk devleti ve Rusya pazarlığının yanında uluslararası toplumun sessizliğiyle gerçekleşti.

Efrîn işgalinin ardından Türk devleti, demokrasi projelerini çökertme girişimlerini sürdürdü. Devamında bu kez ABD yönetimi ile birlikte Rusya’nın da katımıyla Girê Spî ve Serêkaniyê işgal edildi. Türk şimdi Eyn İsa ve Tıl Temir ilçelerinin kapılarına dayandı.

Uluslararası Koalisyon güçleri önceden bölgedeydi. Fakat Türk devletinin işgallerinin ardından Rusya ve Şam hükümet güçleri sınır bölgelerine konuşlandı. Bu gelişmeler bizi de etkiledi tabi. Ancak bütün gücümüzle demokrasi projelerini hayata geçirmeye çalışıyoruz.

Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye saldırılarıyla birlikte Heftanîn ve Medya Savunma Alanlarına yönelik saldırılarıyla birlikte yeni bir sürece geçildi.

Girê Spî ve Serêkaniyê işgali sonrası yeni bir sürece girildiğini belirttiğiniz. Bu yeni sürecin özelliklerini açıklar mısınız?

Kuzey ve Doğu Suriye’deki durum, artık uluslararası toplantılarda gündeme geliyor ve bölgenin geleceği tartışılıyor. Tartışmalar askerî yöntemlerden siyasi sürece nasıl geçileceği, Kuzey ve Doğu Suriye’deki demokrasi projelerinin uluslararası alanda tanınması için siyasi zemin oluşturma yönünde yapılıyor. Bu dönemde Başur hükümeti ile olan sert ilişkiler yumuşatıldı. Bununla birlikte QSD Genel Komutanlığı’nın üstlendiği inisiyatifle başlayan süreç var ve bu süreçteki gelişmeler, Kürt halkı tarafından memnuniyetle karşılandı.

Söz konusu olumlu gelişmeler Türk devletinin ve dış güçlerin işine gelmedi. Bölgede anî ve hızlı gelişmeler yaşanıyor ve hepsi de birbiriyle bağlantılı.

Akabinde bölgedeki Kürt siyasi güçleri arasındaki gelişmeler engellendi. Medya Savunma Alanlarına yönelik saldırılar yoğunlaştı ve Türk devletinin arkasında Şengal konulu anlaşma imzalandı. En tehlikeli olanı ise KDP’nin roj peşmergelerini Medya Savunma Alanlarına sevk etmesi oldu.

Sizce KDP’nin Medya Savunma Alanlarına yaptığı sevkiyattaki amacı nedir?

Bu sevkiyatın Rojava’ya doğrudan etkide bulunacak tehlikeli bir planın parçası olduğunu düşünüyorum. Roj peşmergeleri Rojavalı göçmenlerden oluşuyor. Gerillada da Rojavalı gençler yıllardır işgale karşı mücadele veriyor. Yani bu iki güç arasında çatışma çıkarsa aynı halkın evlatları birbirini öldürmüş olur. Yani KDP bu planıyla Rojava’da karışıklık çıkarmaya çalışıyor.

KDP’nin bir diğer amacı da Kürdistan Özgürlük Hareketi’ni kuşatmaya almaktır. Özgürlük Hareketi yıllardır Rojava dahil bütün Kürdistan için mücadele ediyor. KDP bu mücadeleye destek olması gerekirken bunu yapmıyor.

Mücadelemize ve projelerimize destek veren bütün Kürdistanî güçlere kapımız açıktır. YNK de özellikle Kobanê direnişinde destek olmuştu. Fakat Özgürlük Hareketi, bir an olsun desteğini esirgemedi.

KDP’li yetkililerin YPG ve QSD hakkındaki açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şimdi mantıklı konuşmak gerek. YPG’nin Başurê Kürdistan topraklarında işi olmamıştır. KDP’li yetkililerin yaptıkları açıklamalar utanç vericidir ve büyük bir komplo hazırlığında olduğunun göstergesidir. Bunu Mesrur Barzani’nin açıklamalarından ve uygulamalarından görüyoruz. Mesrur Barzani ki ABD’den QSD’ye destek vermemesini istemişti. Bu nasıl bir zihniyettir? Bir Kürt’ün başka bir Kürt kardeşine destek verilmemesini istemesi hangi akla ve mantığa sığar?

Ortaya çıkan tabloya baktığımızda Rojava’ya yönelik Türk devleti ve Rusya’nın başını çektiği büyük bir plan var. Amacı da Özerk Yönetim’i baskılayıp bölgeyi Şam hükümetine teslim etmek. İran da ABD karşıtı politikaları gereği bu plana destek veriyor. Zaten Türk devletinin Başur’da onlarca üs açmasına izin veren KDP de bir diğer destekçi.

Kürt halkını bekleyen tehlikeler neler?

KDP’nin düşmandan yana tutumu Kürt halkı için büyük tehlike oluşturuyor. Bu, KDP’nin tarihinde hep olagelmiştir. KDP’nin içinde bu politikaları kabul etmeyen aklıselim kişilerin olduğunu biliyoruz. Umarız bu kişiler, KDP’yi izlediği bu yoldan döndürür. Umut ediyoruz ki bu kişiler Kürt halkının taleplerine kulak verir ve çözümcü bir yol izlenir. KDP’nin Kürt halkının kazanımlarına karşı komplo kuranlarla birlikte hareket edişi Başur’u da Rojava’yı da bütün Kürdistan’ı tehlikeye atar.

Başur’da ortaya çıkan krizin çözümü için KNK’nin Başur’daki siyasi güçlerle diyalog girişimleri oldu. Birçok parti ile görüşme yapılırken KDP, KNK’nin görüşme talebini yanıtsız bıraktı. Bu yaklaşımı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Maalesef olumsuz bir yaklaşımdır. Bildiğim kadarıyla KNK, KDP’li 3 yetkiliye görüşme talebini iletti. Fakat şimdiye kadar hiçbir yanıt verilmedi. KDP’nin bu tutumu, planlarını sürdürmek istediğini gösteriyor.

İşte bu yüzden YNK, Goran Hareketi ve Başur parlamentosundaki diğer partilerden istenen, KDP’ye, mevcut politikalarından dönmesi için baskı yapmaktır.

Kürt halkı KDP’nin siyasetine başkaldırmalıdır. Ki zaten Başurê Kürdistan’da halk, KDP’nin izlediği politikalara başkaldırmaktadır.

KDP’li yetkililer Başur’daki halk eylemlerinden Rojavalı göçmenleri suçlayan açıklamalarda bulundu. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Söz konusu açıklamalar asılsızdır. Hepimiz biliyoruz ki Başur halkı daha önce de ülkedeki durum nedeniyle eylemler gerçekleştirmişti. Halk aylarca alanlara çıkmış ve eylem yapan siviller katledilmişti. Elbette Başur halkı, bölgenin tüm zenginliklerini elinde bulundurup maaşlarını ödemeyenlere karşı ayaklanacaktır.

Kürt halkına yönelik planlardan bahsettiniz. Sizce Kürt halkı ve siyasi güçlerinin bu planlara karşı yapması gereken nedir?

Aydınlar, yazarlar, yurtsever şahsiyetler, bütün Kürt güçleri birlik olmalı ve ne olursa olsun Kürt’ün Kürt’e mermi sıkmasının önüne geçmeli.

Hepimizin şunu iyi bilmesi gerekiyor. Kürt halkının kazanımlarına destek olan her şey, bütün Kürtler içindir. Rojava’daki kazanımların korunması nasıl ki hepimizin göreviyse Başur’daki kazanımların korunması da bütün Kürtlerin görevidir.

Son olarak belirtmek istediğiniz bir şey var mı?

Şunu söylemek istiyorum; Serêkaniyê’de El Nusra ve yardakçıları, Kobanê’de de DAİŞ’i nasıl yendiysek, topraklarımızı nasıl özgürleştirip demokrasi projelerimizi hayata geçirdiysek ve tüm dünyanın Rojava’yı konuşmasını sağladıysak Türk devletinin saldırılarına ve düşmanın tüm planlarına karşı da aynı şekilde durabiliriz.

(cj)

ANHA