Moskoviyan: Erdoğan ve Osmanlı sultanları arasında hiçbir fark yok

Interview with HABER MERKEZİ - GÎVARA ŞÊX NÛR

Erdoğan’ın Osmanlı’yı yeniden diriltme politikası ile Arap ülkeleri ile ezilen halklara yöneldiğini belirten Hamo Moskoviyan, Erdoğan’ın politikaları ile Osmanlı sultanları arasında hiçbir farkın bulunmadığını vurguladı.

Ermeni gazeteci, diplomat ve Ermeni tarihi uzmanı Hamo Moskoviyan, Osmanlı devleti ile Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortak yönlerine dikkat çekti. ANHA’nın sorularını yanıtlayan Moskoviyan, tüm halklara Osmanlı devletini yeniden diriltmek isteyen Erdoğan’ın işgalci politikalarına karşı durma çağrısı yaptı.

Yapılan röportaj şöyle:

*Osmanlı devleti Arap ülkelerini 4 yıl boyunca işgal etti. Osmanlı döneminde Arap devletleri nasıl yönetiliyordu ve Arap, Ermeni ve Kürt halkına nasıl yaklaşılıyordu?

Osmanlı, Bizans ve Arap imparatorlukların zayıflaması ve Selçukluların ardından Tatar ve Moğolların bölgedeki karışıklığından yararlandı. İlk başarısını Selçuklarından geriye kalan Türkmenlere karşı aldı. Mısır’da Memlük ve daha sonra Bizans’a karşı zafer elde etti.

Osmanlı devleti Konstantin’i (İstanbul) işgal etmesinin ardından bölgede 200 yıl kadar katletme, kafa kesme ve zorunlu göçe tabi tutma gibi yöntemleri kullandı. Kullanmadıkları hiçbir yol kalmadı. Osmanlı tarihi, halka dönük katliamlarla doludur. Geçtikleri her bölgede, bölgenin hakimi olan kişiyi katliam, işkence ve talanla tehdit ederek işgale başlıyorlardı.

Osmanlı, ilerleyen süreçte katliamdan geçirdiği Kürt, Arap, Ermeni, Süryani ve Keldani gibi halkların esir aldığı küçük yaştaki çocuklarından ordu kurdu. Osmanlı askeri eğitim verdiği bu çocukları, bölgedeki katliamlarında kullanmaya başladı.

Osmanlı devleti, katliam, talan ve korku yayarak bölgeyi kontrol etti. Bölgedeki egemenlikleri döneminde de her daim kılıç kullandı. Osmanlı’nın bölgedeki egemenliğini koruyabilmesi için Kürt, Arnavut, Arap, Yunan, Çerkes gibi halklardan müritler yetiştirdiğini belirtmek gerekir. Bu yöntem ile geniş bir alanı kontrol etti.

*Osmanlı devleti ile kendisini halife olarak ilan etmek isteyen Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında bir benzerlik görüyor musunuz?

Osmanlı’daki padişahlar ile Erdoğan arasında birçok benzerlik var. Erdoğan, Osmanlı sultanlarının yaptığı gibi İslam dinini şiddeti için kullandı. Erdoğan’ın kendisine sonsuz destek verdiği Fethullah Gülen’in öğrencisi olduğu biliniyor. Erdoğan, Gülen’in desteğiyle Atatürk’ün milliyetçi ilkelerini yenilgiye uğratarak iktidara geldi. Atatürk döneminde birçok tutuklama ve katliam yaşandı. Kenan Evren bu hareketin son baskıcı askeriydi ve 1980 yılında yaptığı askeri darbe ile iktidara geldi. Evren, o dönemde Türk, Kürt, Yunan, Ermeni, Süryani gibi halklarda yüzbinlerce kişiyi tutukladı.

Erdoğan, zalimliği önceki iktidarlarından öğrendi. Osmanlı devletini yeniden diriltme düşüncesiyle kendisini halife olarak görmeye başladı. Osmanlı’yı yeniden diriltme politikası çerçevesinde ileri teknolojisi ve istihbarat ağını kullanarak Filistin halkı başta olmak üzere Arap halkının duyguları ile oynadı.

*Türkiye, Arap devletlerine olan müdahaleleri ile ne amaçlıyor?

Temel amacı, Osmanlı’yı yeniden diriltme hayallerine ulaşmaktır. Ne yazık ki halen bazen Arap devletleri Türkiye’nin tek kurtarıcı olduğuna inanıyor. Türkiye’nin Katar ile ortaklığı ve Katar’da kurduğu askeri üslerden herkes haberdar. Erdoğan’ın İsrail ile çok yakın ve samimi ilişkisi bulunuyor. Buna rağmen kendisini Filistin davasının savunucusu olarak gösteriyor.

Erdoğan, çıkar ve hayallerine ulaşabilmek için DAİŞ’i kurdu, eğitti ve Suriye, Libya gibi birçok Arap devletine gönderdi. Türkiye ayrıca mültecilere kapılarını açarak, Avrupa’ya karşı baskı ve şantaj olarak kullandı.

Tüm Arap devletleri, Erdoğan’ın kendilerine bir hazine gözüyle baktığının farkına varmalıdır.

*Arap halkı, Osmanlı’nın yeniden diriltilmesi tehlikesine karşı ne yapmalıdır?

Biz ezilen halklar çok sayıda katliam ve zorunlu göçe maruz kaldık. En son örneği de Êzidîlere yönelik 2014 yılında yaşanan katliam oldu. Êzidî halkı, uluslararası güç ve toplumun sessizliği altında katliamdan geçirildi. Yine Türk savaş uçakları, Kürtlere ait köyleri bombalıyor ve evlerini yıkıyor. Kürt kentleri, uluslararası toplumun sessizliği altında yıkıldı.

Türkiye’nin Rusya’dan S-400 sistemlerini almasının ardından Erdoğan, Kuzey ve Doğu Suriye’ye işgal tehditlerinde bulunmaya başladı. Osmanlı’nın kurulduğu günden bu yana bölge halkları katliam, talan ve zorunlu göçe maruz kalıyor. Türkiye, parçala ve yönet siyasetini sürdürüyor. Bu temelde Suriye, Lübnan, Irak’tan Avrupa’ya kadar tüm halklar, Erdoğan ve partisinin işgalci politikalarına karşı birlik olmalıdır.

Büyük ve güçlü devletlere asla güvenilmez. Bu yüzden Kürt, Arap, Ermeni, Yunan, Süryani, Türk ve diğer halklar çözümün kendi ellerinde olduğunu görmeli ve Erdoğan’a karşı ortak cephe kurmalıdır.

(eyl)

ANHA