Nadine Maenza: Özerk Yönetim en uygun çözüm modeldir

Interview with Nadine Maenza

Nadine Maenza, ABD Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu (USCIRF) olarak 2254 sayılı BM kararının uygulanması ve Özerk Yönetim’in Suriye konulu uluslararası toplantılarda yer alması için ABD hükümetine tavsiyelerde bulunduklarını belirterek, bu modelin uygulanmasıyla Suriye krizinin çözüleceğini söyledi.

Kuzey ve Doğu Suriye’deki Özerk Yönetim’in en başarılı yönetim modeli olduğunu söyleyen USCIRF Başkan Yardımcısı Nadine Maenza, ABD hükümetinin Suriye stratejisini değiştirmesi gerektiğini belirtti.

‘’Türk devleti Kuzey ve Doğu Suriye’de işgal saldırıları gerçekleştiriyor’’ diyen Nadine Maenza, Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’de PKK’nin varlığına ilişkin iddialarına ise ‘’bu çok saçma’’ diyerek tepkisini dile getirdi.

Kuzey ve Doğu Suriye’deki izlenimlerine, Özerk Yönetim ve işgalci Türk devletinin Suriye’deki suçlarına ilişkin sorularımızı yanıtladı.

Kuzey ve Doğu Suriye’ye ziyaretinizde Özerk Yönetim deneyimine ilişkin izlenimleriniz nelerdir?

Bölgeye yaptığımız ziyarette dini özgürlükleri yerinde incelemek istedik. USCIRF’de göreve başladıktan sonra buradaki yönetim modelinden ilk kez haberdar oldum. Dinin ön planda olduğu Arap bölgelerinin, DAİŞ’ten kurtarıldıktan sonra Özerk Yönetim ile yönetilmesi çok güzel bir şey. Çoğulculuk ve bütün alanlarda kadın erkek arasında eşitlik, bu yönetim modelinin başlıca özelliği. Halkın demokrasi ile tanışmasını sağlayan bu model, Ortadoğu’da yeni bir durumdur.

Türk devleti, Kuzey ve Doğu Suriye’ye sürekli olarak işgal saldırıları yapıyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kuzey ve Doğu Suriye sakinlerinin tamamı, Türkiye tarafından ‘terörist’ olarak nitelendiriliyor fakat asıl teröristlerle çalışan kendileridir. Bu işgaline PKK’yi bahane etmesi de saçmadır. Eskiden DAİŞ içinde yer almışların çoğu bugün Efrîn, Girê Spî, Serêkaniyê ve Türk devletinin işgal ettiği yerlerde bulunuyor.

Ankara’nın desteklediği gruplar farklı etnik gruplara, farklı inanç sahiplerine ve kadınlara zulüm uyguluyor, suç işliyor. Bu suçlar Uluslararası Af Örgütü, HRW ve diğer uluslararası kuruluşlar tarafından belgelenmiştir. Hatta Birleşmiş Milletler (BM), bu konu hakkında Eylül 2020’de özel bir rapor hazırlamıştır. Bununla beraber USCIRF olarak bu durumu, Haziran 2020’deki ABD Kongresi oturumuna da taşıdık.

Kuzey ve Doğu Suriye ziyaretinizden sonra birçok toplantıya katıldınız. Bu toplantılarda bölgeye ilişkin sunduğunuz raporlar nasıl bir içeriğe sahipti ve nasıl tepkiler aldınız?

Suriye’den döndükten sonra ABD Kongresi üyeleri, çalışanları ve Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle birçok görüşme ve bilgi alışverişi yapma fırsatı buldum.

Çeşitli sivil ve dini liderlerle yaptığım görüşmelerde Özerk Yönetim’in Kuzey ve Doğu Suriye’de nasıl oturtulduğunu, bölgedeki Hristiyan, Êzidî ve diğer inanç sahiplerinin durumunu aktardım.

Bölge ziyaretimde halkın DAİŞ işgali dönemi ve öncesinde nasıl yaşadığına, Özerk Yönetim çatısı altında nasıl bir yaşam sürdürdüklerine ilişkin edindiğim bilgileri topladım ve bu toplantılarda dile getirdim.

Aslında halkların Kuzey ve Doğu Suriye’deki harika yönetimi az tanınmasına şaşırmıştım. Bir defasında Türkiye'nin işgalinden sonra bu yönetimin hala ayakta olmasına şaşıran bir yetkiliyle, QSD'nin halklardan ne kadar saygı gördüğünü ve DAİŞ’i nasıl mağlup ettiğini konuştum. Görünüşe göre birçok kişi şu anda Demokratik Özerk Yönetim modelini inceliyor.

ABD Uluslararası Dinî Özgürlükler Komisyonu’nun yıllık raporunda ABD hükümetinin Özerk Yönetim’e destek vermesi gerektiğini belirttik. Bunu görmekten büyük bir memnuniyet duyacağız. ABD ordusunun Kuzey ve Doğu Suriye’deki konumunun değişmesi gerekiyor.

Bölgede her gün azınlıklara yönelik suçlar işlenmeye devam ediyor. ABD yönetiminin bu konuda aldığı bir karar var mı?

Kuzey ve Doğu Suriye’ye yaptığım ziyaretin bir nedeni de Türk devletinin bölgede işlediği suçları incelemekti. Özellikle Kürt, Êzidî ve Hristiyanlara yönelik işlenen suçların belgelenmesi ve hesap sorulması gerekiyor.

ABD yönetimi Esad rejimine karşı Türk devletinin desteklediği muhalifleri destekledi. Suriye’de bulunduğum süre içerisinde Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (İtilaf) Başkanı Nesir Heriri Efrîn’e bir ziyarette bulundu. Efrin’de inanç özgürlüğünü kutladıktan sonra Hatim Ebu Şekra’nın da yer aldığı bir toplantıya katıldı. Hatim Ebu Şekra, Suriye Gelecek Partisi Genel Sekreteri Hevrîn Xelef’in vahşice katledilmesinde yer alan kişilerden biriydi.

Bu tür yeni bilgiler ışığında ABD hükümetinin Suriye stratejisini yeniden gözden geçirmesi gerekiyor. ABD’nin bu gruplarla Suriye’nin geleceğini kurması mümkün değildir.

Sizce, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, Suriye krizinin çözümü için model olabilir mi?

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, Suriye’nin bir bölümünde 3 yıldır başarılı bir yönetim sergiliyor. Böylesi başarılı bir projenin Suriye krizinin çözümünden uzak tutulması kabul edilemez. USCIRF olarak, ABD yönetimine, Özerk Yönetim’in 2254 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararı uyarınca Cenevre’deki görüşmeler başta olmak üzere tüm uluslararası çözüm çalışmalarına dahil edilmesi gerektiği önerisinde bulunduk.

Özerk Yönetim projesinin içerisinde tüm inançların özgürlüğü güvence altındadır. Ortadoğu’da kadın-erkek eşitliğinin en net şekilde sağlandığı sistemdir. Bu nedenle de çok fazla düşmanı var.

ABD yönetimine Özerk Yönetim’i tanıması tavsiyesinde de bulunduk. Suriye krizine çözüm bulunmayan bu süreçte Kuzey ve Doğu Suriye’de bulunan Özerk Yönetim modeli Suriye krizinin en uygun çözüm yöntemi olabilir.

(rr/cj)

ANHA