‘Suriye’de çözüm için demokratik bir sisteme ihtiyaç var’

Interview with ANHA

HABER MERKEZİ

Şahoz Hesen, Suriye’de çözümün Kürtler ve tüm bileşenlerin haklarının tanınması ve demokratik bir sistem ile mümkün olacağını söyledi. Türkiye’nin Suriye’deki siyasi süreç önünde engel oluşturduğunu, Rusya’nın çözüm için etkisini kullanması gerektiğini belirtti.

Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanı Şahoz Hesen, bölgedeki son gelişmelere ilişkin ajansımızın sorularını yanıtladı.

*DAİŞ’in işgal alanlarının bitirilmesi sonrası, size göre Suriye’de nasıl bir durum ortaya çıkacak?

Kazanılan zaferler, Suriye halklarının ve tüm insanlığın zaferidir. Çünkü Kobanê’de başlayan direniş, insanlığın direnişiydi. Bu zaferin demokratik güçlere, terörle mücadelede rol oynayanlara ve tüm insanlığa kutlu olmasını diliyorum.

Reqa’nın kurtuluşu sonrası, özellikle Özerk Yönetim’in birçok alanda kazanım elde etmesiyle beraber Suriye’de yeni bir süreç başladı ve Suriyeli siyasi taraflar arasında diyaloğun yolu açıldı. Ancak bu durum Türk devletinin çıkarına olmadı. Bu sebeple, İran ve Rusya görüşmelerinde kimi uzlaşmalarla bunu engellemeye çalışıyor. Türk devleti bu anlaşmalarla Efrîn’i işgal etti. Nihayetinde ise Suriye krizi daha da derinleşmeye doğru bir yol aldı.

Suriye krizinin çözümü için demokratik bir sisteme ihtiyaç var. O sistem de Suriye krizinin başından bu yana uyguladığımız sistem. Bunun yolu da Suriye içi diyalogdan geçiyor. Dış güçlerin müdahalesi ile Suriye krizi, uluslararası bir kriz oldu. Bu nedenledir ki uluslararası dengeler çözümde rol oynuyor. Biz, ademi merkeziyetçi bir Suriye projesi öne sürdük. Bu proje ile Kürt halkı ve diğer halkların haklarına ulaşması amaçlanıyor.

*Size göre Suriye krizinin çözümü hangi temeller üzerine olmalı?

Soykırım siyasetine maruz kalan Kürtlerin meselesi başlıca meseledir. Önceleri hem haklarından hem de topraklarından mahrum kalmışlardı ama bugün Kürtlerin varlığı kabul edilmektedir. Baas’ın bahsettiği haklar kavramı ile bizim sözünü ettiğimiz haklar kavramı farklıdır. Onlar Baas zihniyetinin devam etmesini istiyor ve bu, demokrasiden uzaktır.

Mücadelemiz, Kürt halkının hak mücadelesi olduğu kadar Suriye’de demokratik bir sistemi oturtma mücadelesidir. Çünkü demokratik sistemler, halkların ve tüm bileşenlerin iradesini kabul etmektedir. Kürt halkı, demokratik ilkelerle diğer halklarla beraber ortak yaşam kültürünü oturtmuştur. Bununla birlikte edinilen kazanımlar, DAİŞ’e karşı durabilecek demokratik bir irade ve büyük bir güç ortaya çıkarmıştır. Şunu belirtebiliriz ki Kürt sorunu çözülmeden Suriye’nin demokratikleşmesi mümkün değildir.

*Suriye krizi konulu birçok zirve ve toplantı yapıldı. Bu toplantıların sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Diplomasi alanında yürütülen çalışmalar iyiydi. Türkiye’nin tehditlerine karşı yürütüldü ve etkili de oldu. Diplomatik faaliyetlerimizdeki amacımız, Kuzey ve Doğu Suriye’deki deneyimin genel olarak kabul edilmesi ve tanınması amaçlıdır. Suriye’deki gelişmeler bir tarafta ABD ve Rusya arasındaki çelişkiler, diğer taraftan Türkiye’nin bölge halkının kazanımlarını ortadan kaldırma girişimleri arasında bir seyir izlemektedir. Eğer ki Türkiye’nin tehditleri tartışılırsa Kürt sorunu da Suriye’nin demokratikleşmesi ve yöntemleri de tartışılmalıdır.

Kürt halkının geleceği konusunun yanında bir diğer önemli nokta ise Özerk Yönetim tecrübesinin nasıl ele alınacağıdır. Suriye krizinin çözümü için tarafımız dışında şimdiye kadar maalesef bir adım atılmamıştır. BM ya da uluslararası alanda gerçekleşecek girişimler olursa, biz de halkımızın iradesini temsil ediyoruz ve Suriye krizin çözümünün bir parçasıyız.

*Suriye rejiminin, Kuzey ve Doğu Suriye’ye ilişkin açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bizim mücadelemiz, demokratikleştirme adına siyasi bir mücadeledir. Elbette bu mücadelede önümüze engeller çıkacaktır. 50 yıl boyunca, istihbaratı ile egemenliğini sürdüren bir rejim, elbette kolay kolay egemenliğini bırakmak istemeyecektir.

Beşar Esad’ın danışmanı Buseyne Şaban ve Türk devletinin, ‘parçalama’ türü açıklamaları inandırıcı değil. Rejim ile sert dönemler yaşadık, arkadaşlarımızı tutukladılar ve katlettiler. Biz, parçalama amaçlı bir mücadele yürütmedik. Mücadelemiz, Suriye’deki krizin ve Kürt sorununun çözümü içindir.

Bunu daha önce de söylemiştik ve yine söylüyoruz; Kürt halkı, Suriye’nin demokratikleşmesinin temeli olacaktır. Türkiye’nin ve Suriye rejiminin, PYD olarak, Özerk Yönetim olarak ya da Kürtler olarak Suriye’yi bölmeyi amaçladığımız yönündeki büyük bir yalandır. Amacımız Suriye’de ademi merkeziyetçi ve demokratik bir sistemdir. Mücadelemiz de bu yönlüdür.

Türk devleti, Rusya ile anlaşması sonrası, rejimin iradesi dışında Suriye’ye müdahale etmiş, Cerablus’tan Efrîn’e kadarlık bir alanı işgal etmiştir. Demek istediğim Rusya, rejimin bu konuda bir açıklama yapmasına bile izin vermemiştir.

‘Rusya çözüm için rol oynamalı’

Bu temelde Rusya’nın Suriye üzerinde etkisi olduğu açık. Onun için Rusya’nın, rolünü krizin çözümü noktasında kullanması gerekir. Kürt halkı başta olmak üzere Suriye halklarının düşmanı olan, ülkeyi işgal eden, halkını soykırımdan geçiren ve ‘Müslüman Kardeşlerin’ Suriye’de egemenlik kurması için çalışan Türkiye’nin çıkarları için rol oynamaması gerekir.

Siyasi bir taraf olarak biz, hiçbir siyasi tarafa karşı değiliz. Çoğulcu, farklı siyasi görüş ve düşüncelere açık bir tarafız. Diğer çevrelerin görüşlerine saygılıyız. Çünkü ademi merkeziyetçi ve demokratik bir sistem ile çözüme ulaşabilir; Suriyeli diğer siyasi çevrelerin haklarını teminat altına alabiliriz.

Suriye halkları, bileşenleri, özellikle siyasi çevreleri ve şahsiyetleri iyi bilmelidir ki aynı saflarda yer almak demokrasinin temelidir. Bu şekilde Suriye’ye yönelik komplolara karşı durabiliriz.

ANHA