​​​​​​​Thoreau Redcrow: Dış güçler Suriye’deki durumu kriz olarak değil jeopolitik fırsat görüyor

Interview with  GİVARA ŞÊX NUR

Uluslararası güçlerin Suriye’deki siyasi durumu kriz olarak ele almadığını ifade eden ABD’li uzman Thoreau Redcrow, Suriye’nin menfaatleri için jeopolitik bir fırsat olarak ele aldığını ve birçok devletin bu durumdan çıkar elde etmek için uğraştığını söyledi.

Suriye krizi 9’uncu yılını geride bırakırken tüm çözüm girişimleri sonuçsuz kaldı. ABD’li Uluslararası İlişkiler Uzmanı Thoreau Redcrow, Suriye krizi, uluslararası etkileri ve çözüm girişimlerine ilişkin ANHA’nın sorularını yanıtladı.

Heyet Tahrir El Şam çetelerini Türk devletinin İdlib’deki kara gücü olarak nitelendiren Redcrow, Türk devletinin Kürtlere saldırmasının nedenini ise, “Kürtlerin büyük çoğunluğunun yaşadığı Türkiye, bu anlamda Kürtlerden en çok korkan ülke gibi duruyor. Suriye’de Özerk Yönetim kuran Kürtlere saldırmasının nedeni de Türkiye’deki Kürtlerin benzer bir hak istemesinden duyulan korkudur” sözleriyle özetledi.

Thoreau Redcrow ile gerçekleştirdiğimiz röportajın detayları şöyle:

*9’uncu yılını geride bırakan Suriye krizinin uluslararası etkileri nelerdir?

Maalesef Suriye coğrafyası dünyanın satranç masasına dönmüş durumda. Dünyadaki büyük güçler, buradaki çıkarlarını gerçekleştirmek için kendine vekil eden savaşçılar buldu. ABD, Rusya ve İran doğrudan karşı karşıya gelmek istemiyorlar. Bu üç devlet Suriye sahasında bunun antrenmanını yapıyorlar. Diğer yandan Suriye’deki krize müdahil olan Türk devleti de yeni Osmanlı hayalleri kuruyor. Suriye’nin topraklarını işgal eden Türk devleti, Kıbrıs’ta yaptığı gibi işgal ederek kendine bağlamaya çalışıyor.

Kuzey ve Doğu Suriye’de hayata geçirilen demokratik özerk yönetimler de bölgenin çok renkli yapısına uygun çok renkli, kadın erkek eşitliğini ön planda tutan, demokratik bir sistemi inşa etmeye çalışıyor. Özerk Yönetim’in bu çabası bölgede ilk olma özelliği taşıyor.

*Suriye’de sahada bulunan tüm yerel ve uluslararası güçler terörle mücadele ettiğini iddia ediyor. Sizce bu açıklamaların arkasındaki gerçek nedir?

Terörist kavramı çoğu zaman tek başına bir şey ifade etmez ancak bir silahlı gücün karşısında savaştığında gerçek yerini bulur. Bu tanıma uyan DAİŞ ve El Kaide’yi sayabiliriz. El Kaide’ye bağlı Heyet Tahrir El Şam, Türk devleti tarafından desteklenen bir gruptur. Suriye’de bulunan birçok terör grubuna karşı iki grup savaştığını iddia edebilir. QSD, YPG, YPJ ve ABD’nin yer aldığı birinci grup DAİŞ’e karşı savaştı. Suriye devleti ve Rusya’dan oluşan ikinci grup da İdlib’de El Kaide’ye karşı savaşıyor.

El Kaide’nin kontrolünde bulunan yerlerde askeri üslerini kuran Türk devleti, Suriye’de teröre karşı savaşmayan tek devlet diyebilirim. Türk devleti tarafından desteklenen Heyet Tahrir El Şam, Türkiye’nin İdlib’deki kara gücünü oluşturuyor.

*Türkiye ile İran arasındaki bu rekabetin Suriye’ye yansıması nedir?

Türkiye ile İran arasında doğrudan bir savaş yaşanacağını düşünmüyorum. Bölgede Türkiye’nin hesaplarına uygun hareket eden tek devlet İran gibi görünüyor. Doğrudan bir savaşta İran’ın Türkiye’yi yenebileceğini de düşünmüyorum.

ABD ve Rusya da doğrudan savaşmaya cesaret edemiyorlar. Çünkü her iki ülkede de nükleer silahlar var ve bunun farkındalar. Türkiye ve İran da aralarında olabilecek olası bir savaşın her iki tarafa da zarar vereceğinin farkında. Bu nedenle bölgede de vekalet savaşı yapıyorlar. İran, Hizbullah ve Şii milislerini kullanırken; Türkiye, El Kaide, Heyet Tahrir El Şam ve DAİŞ artığı Suriye Milli Ordusu gibi grupları vekaleten kullanıyor.

*Erdoğan, bölgede Sünni bir devlet kurarak ona hükmetmek istiyor. Bu coğrafya Suriye’de bulunan birçok etnik grubu barındırırken, dünya böyle bir girişimin önünü neden almıyor?

Türk devleti, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın düşmeyeceğini anladığında Suriye topraklarını işgal etme planlarını devreye koydu. Washington, Türkiye’nin bu planlarını kulak ardı eder ve Rusya, Şam Hükümeti’ne destek vermeyip varlığı meşru olmayan Türkiye’yi Suriye’den çıkartmazsa; Türkiye ya Kıbrıs gibi rahatlıkla oynayabileceği bir devleti burada kurar ya da Hatay’da yaptığı gibi işgal ettiği yerleri doğrudan Türkiye topraklarına katar.

Burada şunu da hatırlatmak istiyorum. Türk devletinin Suriye’deki birincil hedeflerinden biri Özerk Yönetimi yok etmektir. Bu nedenle Efrîn’i işgal ederek, İdlib’de cihatçı terörist gruplara destek veriyor.

*Suriye krizinin çözümü neden erteleniyor, uluslararası devletlerin Ortadoğu ile ilgili projeleri nedir?

Suriye bir kriz olarak görülmüyor ki çözüm üretilsin. Suriye jeosiyasi bir ödül olarak görülüyor ve herkes o ödülü kazanmak için uğraşıyor. ABD, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı yenerek Rusya’nın Akdeniz’e ulaşmasını engellemek için uğraşıyor. Gelinen süreçte ABD’nin başarılı olduğunu söylemek mümkün değil. Benzer amaçla Suriye devleti de ABD’ye karşı savaşarak Fırat’ın doğusunda ABD’nin üs kurmasını engellemek istiyor. ABD’de de bu bölgede kuracakları üsler ile aynı zamanda İran’ın da önünü almayı planlıyor.

Ortadoğu’daki güç savaşları üç grup arasındaki daha büyük çatışmaların da yolunu açıyor. Birinci grup İran, Suriye ve Hizbullah’tan oluşuyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Ürdün ikinci grubu oluştururken, üçüncü grupta da Türkiye, Katar ve Azerbaycan bulunuyor.

Özerk Yönetim ve QSD, Suriye’de tarafsız olarak bulunuyor. İkinci gruptan destek alan Özerk Yönetim ve QSD üçüncü grupla da savaş halinde. Rusya, birinci grubu desteklerken, ABD de ikinci gruba destek veriyor. Rusya ve ABD, üçüncü grubu yanına çekmek için uğraşıyor.

* Türkiye çoğunluğu Kürt olan Kuzey ve Doğu Suriye’ye neden saldırıyor?

Türkiye, Suriye, Irak ve İran’da yaşayan 40 milyon Kürt haklarına kavuşmadığı sürece buradaki çatışma sürecektir. Kürtlerin büyük çoğunluğunun yaşadığı Türkiye, bu anlamda Kürtlerden en çok korkan ülke gibi duruyor. Suriye’de Özerk Yönetim kuran Kürtlere saldırmasının nedeni de Türkiye’deki Kürtlerin benzer bir hak istemesinden duyulan korkudur.

*Türkiye’nin saldırıları sonucu Serêkaniyê, Girê Spî ve Efrîn’de Kürtlerin kendi topraklarından göç etmesine neden oldu. Belgeleri ve delilleri olmasına rağmen uluslararası kamuoyu buna neden sessiz kalıyor?

Türkiye, NATO üyesi bir ülkedir. Bu da işgalinden hesap sorulmamasının nedenini açıklıyor. İşlediği savaş suçlarından hesap sorulamamasının nedeni de budur. Diğer yandan ABD ve Rojava’daki hak örgütleri Suriye devletinin işlediği savaş suçlarını takip ettiği kadar Türk devletinin işlediği savaş suçlarını takip etmiyor. Bunun nedeni ise Türk devletinin işlediği savaş suçlarının ABD ordusunun jeopolitik çıkarlarına yaramamasıdır.

ABD, Birleşik Krallık ve Almanya, Türkiye’den hesap sorulması halinde kendilerinden de hesap sorulacağını biliyor. ABD, Türkiye’ye uçak satıyor. Birleşik Krallık, top satıyor ve Almanya da Türkiye’ye tank satıyor. Bu çıkarlarından dolayı Türkiye’den hesap sorulmasını istemiyorlar.

*Türk-Kürt çatışmasında uluslararası güçlerin rolü nedir, Birleşmiş Milletler ve ABD Kürt sorununun çözümü için neden sorumluluk almıyor?

Türkiye, Kürtlerle savaşırken silah satan ülkeler bundan faydalanıyor. Bu da sorunun çözülmemesinin temel nedenini oluşturuyor. ABD, Türkiye’yi Kürtlere karşı savaşmaması için zorlaması halinde Türkiye’nin NATO’dan ayrılıp Rusya ile hareket edeceğini biliyor. Bu da Rusya’nın Karadeniz ve boğazlara hakim olması anlamına gelir.

Bu nedenle ABD, Kürt sorunun çözümüne çok önem vermiyor.

*Öcalan’ın Kürt sorunu için askeri çözümden uzak siyasi çözümünü uluslararası kamuoyu neden kulak ardı ediyor?

Öcalan’ın fikirleri Ortadoğu’daki bütün devletler için tehlike oluşturuyor. Çünkü bu fikirler demokratik bir yolu gösteriyor. Ortadoğu’daki çok renkli mozaik ancak bu şekilde yönetilebilir. Bu da Ortadoğu’daki bütün diktatör rejimlerin korkulu rüyasıdır. Tarih, bize diktatörlerin tahtını kolaylıkla bırakmayacağını gösteriyor. İyi ki Kürdistan özgürlük hareketi var. 

*Kürt sorunun çözülmesi Ortadoğu’daki sorunları nasıl etkileyecek?

Kürt sorunu çözülürse Ortadoğu’daki diğer sorunlara büyük bir etki yapacaktır. Bir çok Kürt partisi ve grubu demokratik ve inanç özgürlüğüne dayalı bir sistem kurmak için mücadele ediyor. Kürt sorunu Ortadoğu’daki sorunlardan biridir. Kürtlerin kurmaya çalıştığı sistem Ortadoğu’daki bütün etnik grupların yer bulacağı bir sistemdir. Bu sistemin başarıya ulaşması Ortadoğu’da bir domino etkisi yaratacaktır.

(rr/eyl)

ANHA